Yakup Çavuş, Mümmet Dede‘nin oğludur — babasının asıl adı Mehmet olup, eski devirlerde köyde Mehmet’e “Mümmet” denirdi. Mümmet’in babası Kuzfındık Köyü’nden gelip, Kızık dilinde “Şüşükler” denilen (Şişikler) ailenin kızıyla evlenmiş, bu evlilikten Mümmet doğmuştur; aileye önce “Şüşük”, sonraki yıllarda da “Koca Şüşük” lakabı takılmıştır.
Yakup ÇAKMAK, 1925 yılında Kızık Köyü’nde doğmuştur — babasının ikinci eşinden olmadır. Yoksul bir ailenin çocuğu olarak çocukluk ve gençlik yıllarını yoksulluk içinde geçirmiş; o dönemde okul yalnız üçüncü sınıfa kadar olduğundan İlkokul 3. sınıf mezunudur. Zenginlere boğaz tokluğuna çobanlık yapmış, zurna çalmayı kendi kendine öğrenmiş, düğünlerde zurna çaldığı bilinir.

Ortadan biraz uzun boylu, palabıyıklı, esmer ve gür sesli bir adamdı; düşündüğünü çekinmeden herkesin yüzüne söylediğinden, yazar dahil herkes onunla konuşurken biraz çekinirdi. Buna karşın çok yufka yürekliydi ve haksızlığa hiç tahammül edemezdi; kendisi yoksulluk içinde büyüdüğü için yoksulların hakkını arar, onlara yardım ederdi. Yazar, çocukluğunda bayramlarda yaşıt çocukların grup oluşturup birlikte bayramlaştığını, bir keresinde yoksul olduğu için bir arkadaşlarını gruptan dışlamaya çalıştıklarını, ancak bir evde karşılaştıkları Yakup Çavuş’un durumu öğrenince o çocuğu yanına çağırıp gönlünü aldığını, kendilerine de bu davranışlarının çok yanlış olduğunu anlatıp ikna ettiğini anlatır — bu olay, Yakup Çavuş’un ne kadar yufka yürekli ve fakir dostu olduğunu gösterir.
İlkokul diploması sayesinde okuma yazma ve matematiği iyi derecede bildiğinden askerde çavuş rütbesi almış; zaten lider karakterli oluşu bu rütbeyle iyice ortaya çıkmıştır. Köyde askerliğini çavuş olarak yapanlara dönüşte “çavuş” lakabı takılırdı — Yakup, hem askerde hem de sonraki yol çalışmalarında çavuşluk yaptığından bu unvanı hak etmiştir; artık Yakup Çavuş‘tur. Asker dönüşü Orman İşletme Müdürlükleri’nden yol yapım işleri almış, yevmiyeli işçi çalıştırmıştır — şefler ve müdürler iş vermek için evine kadar gelip onunla pazarlık yaparlardı. O dönemde iş makinesi olmadığından yollar kazma kürek ve insan gücüyle yapılırdı; çalışmak isteyenler altı ay öncesinden söz verip giderlerdi, evi yakın olanlar akşamdan gelip evinde yatar, uzak olanlar iş yerindeki çadırlarda kalırdı. İşçiler arasında kırılan kazma kürekleri tamir eden, körüğü ve takımlarıyla orada bulunan bir demirci ustası (genellikle Serhoş / Mehmet Yılmaz) da çalışırdı.
İşe gidip gelmek için önce bir kır at, sonra bir doru (al) at kullanırdı — ikisi de çok iyi atlardı; Güney Mahalle’den yola çıktığında yaklaşık 1,5 km uzaklıktaki Kuz Mahalle’ye çok kısa sürede varırdı. O yıllarda at fiyatları yüksekti, her zengin ata binemez, hele fakir ve saygın görülmeyen birinin ata binmesi hoş karşılanmazdı — Yakup Çavuş’a ise ata binmek yakışırdı.
Çok yenilikçi ve usta bir adamdı. Ağaç sabanlar taşa ya da köke takılıp öküzler asılınca kolayca kırılırken, Yakup Çavuş sabanın ok kısmının iki yanına araba tekerleğindeki şina demirini çakarak sabana sağlamlık kazandırmış, bu yöntem herkesçe uygulanmaya başlanmıştır. Anadut (üç çatallı) ve diğren (iki çatallı) ağaç parçalarını fırın ateşinde bükerek yapmak güç bir işti; Yakup Çavuş, ağacı testereyle belli bir yere kadar yarıp fırın ateşinde bükerek güzel anadutlar ve diğrenler yapmış, herkes onu örnek almıştır. Tarlalara gübre taşımakta kullanılan “taş evi”nin altına sabit bir çerçeve koyup kalın bir ağaca bağlayarak, arabadan düşmeden kendiliğinden geriye doğru yatıp boşalmasını sağlamış — gübreler artık kürek kullanmadan kolayca boşaltılır olmuş, herkes aynı yöntemi uygulamaya başlamıştır. Aynı zamanda çok iyi bir nalbanttı; nalladığı öküz ve atlar nallarını uzun süre taşırdı, hayvanın tırnağını güzelce yontardı — Yakup Çavuş varken köylüler öküzlerini ve katırlarını başka kimseye nallatmazdı.
Ticaretle de uğraşırdı; özellikle yol işlerinin olmadığı kışlarda İstanbul, Bursa gibi şehirlerden giyim, ayakkabı, bakır kap kacak gibi mallar getirip köyde satardı. Bir süre sonra zarar edip borçlandığı duyulmuştur — bunun sebebinin, yufka yürekli ve fakir dostu olması nedeniyle malları veresiye verip çoğunun parasını alamaması olduğu düşünülmektedir.
Köyden şehre göç eden ilk ailelerden biriydi; köyün kıt geçim kaynakları ve çocuklarının öğrenim ihtiyacı nedeniyle şehre taşınmıştır. Önce günlüğü 15 lira karşılığında sulama kanalı yapım işinde çalışmış, birkaç gün sonra işe gitmeyip Karaçayır’a gelip düşünmeye başlamış — “yevmiye 15 lira, borcum 15 bin lira, bu yevmiyeyle bu borç ödenmez” deyip ertesi gün patronuna “artık gelmeyeceğim, bir günlük yevmiyem var, verirsen ver, vermezsen helal olsun” diyerek işten ayrılmıştır. Ardından eski ev bozma ve tamiri gibi işlere başlamış, daha fazla para kazanmış; betonu da öğrenip ev yapımına girişmiş, bu işte iyice ustalaşmıştır. Oğulları Yusuf ve Yunus, tatillerde babalarına yardım eder, onun olmadığı zamanlarda işleri yürütürlerdi. Üç yıllık ilkokul mezunu olmasına rağmen, bir inşaat planına baktığında ne kadar kum, çimento, demir ve işçi gerektiğini birçok mühendisten daha iyi hesaplayabilirdi. Sırtında bir ceketle ve “ödenemez” sanılan borçlarıyla geldiği Bolu’da tüm borçlarını ödemiş, üstelik güzel para da kazanmış; Bolu’nun sayılı müteahhitlerinden biri olmuş, kentin belli başlı apartmanlarını, Bolu’nun her yanında onlarca ev ve okul binasını yapmıştır. İki oğlu, üç kızı vardı; çocuklarını okutup iş sahibi yapmıştır. Sultanhamamı yakınındaki eski bir evi alıp yerine tüm çocuklarına ve kendisine yetecek 4-5 daireli bir apartman yapmış, sonradan çevresindeki binaları da satın alarak daha büyük bir apartman inşa edip bir süre öğrenci yurdu olarak işletmiştir.
Köyümüzün yetiştirdiği en renkli kişilerden — belki de en renklisi — olan Yakup Çavuş, kimsenin yapamadığı işleri başarmış, usta ve zeki bir adam olarak sırtında yalnız bir ceketle geldiği şehirde ödenemeyecek sanılan borçlarını ödeyip iki apartman sahibi olmuş, beş çocuğunu okutup iş sahibi yapmıştır — büyük başarılara imza atmış, hayatta en çok takdir edilen ve saygı duyulan kişilerden biridir. Yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak 26 Haziran 2012 tarihinde aramızdan ayrılmıştır. Allah rahmet eylesin, nur içinde yat Yakup Çavuş.
Kaynak:
BOLU SEBEN KIZIK KÖYÜ (MEHMET ÖZÇELİK)
İstanbul – 2023