Hamzaların Hasan (Hasan Bilgin)


Hasan BİLGİN, 1931 yılında Bolu Seben Kızık Köyü’nde dünyaya gelmiştir. Babası, Mosungiller (Bilginler) sülalesinden Hamza Hoca (Hamza Bilgin) — Mustafa ve Mehmet Bilgin ile Hayriye Akman’ın ağabeyi; annesi ise Sakaları Mantar (Hasan Yıldırım)’ın kardeşi Ayşe Bilgin‘dir. Aile, Ahmet Bilgin’in evinin üst tarafında, köylü tarlasındaki armutların kuzeyinde otururdu; bu eve “Hatıpçaların evi” denirdi, bugün o ev yıkılmış, bulunduğu yer köy merası olmuştur. Hasan Bilgin, annesi, babası, kız kardeşi Fatma ve zihinsel engelli diğer kız kardeşiyle birlikte uzun yıllar bu evde yaşamıştır.


Babası Hamza Hoca, bir hasat yılında Göden ailesine harmancı durmuştur — eskiden yoksul aile bireylerinin, güz dönemi bitene kadar para ya da buğday karşılığında zenginlerin güz ve harman işlerinde çalışmasına “harmancılık” denirdi. Hamza Bilgin, Göden’in kapısında harmancılık yaparken, Göden’in oğlu Mustafa’nın baldızı Raziye de Bolu’dan güz işlerine yardıma gelmiş; birlikte çalışırken aralarında bir yakınlaşma başlamış, harman sonunda birlikte Seben’e gitmişlerdir. Hamza Bilgin, Seben’de hocalık yaparak geçimini sağlamış; kızları Fatma ve Emine ile oğlu Hasan’ı ve ilk eşini köyde bırakıp Raziye ile evlenerek Seben’de yaşamaya başlamıştır. Fatma, Hasancaların Eyüp (Eyüp Akman / Eyüp Hoca) ile evlenmiş; Emine ve Hasan ise anneleriyle kalmıştır. Anneleri vefat edince Hasan, kardeşi Fatma’nın eşi Eyüp Hoca’nın yanına sığınmış; diğer kardeşi Emine ise İstanbul’da bir akıl hastalıkları hastanesine gönderilmiş ve orada vefat etmiştir. Hasan hiç evlenmemiş, Eyüp Hoca’nın işlerini yaparak onun evinde yaşamını sürdürmüş; Eyüp Hoca’nın ölümünden sonra da kardeşi Fatma ile birlikte kalmaya devam etmiştir.


Hasan, köyde kış aylarında ufak tefek ayak işlerini görürdü. Gençler bir araya gelip helvasına ya da tavuğuna “altı kol” (altmış bir) oynadıklarında, Hasan’a ayak kirası verilerek onu Hakkı Kartal’ın bakkalına gönderirlerdi; Hasan malzemeleri alıp gelir, o da dahil olmak üzere birlikte yiyip içerlerdi. Bu tür işlere hiç üşenmeden koşardı.


Hasan’ın alıngan bir yapısı vardı; kendisine söylenen olumsuz sözlere alınır, bunu yıllarca unutmazdı. Bir gün yazarın evine çok sayıda misafir geldiğinde, rahmetli amcası Hüseyin çayları dağıtırken kapının arkasında duran Hasan’ı göremeyip ona çay vermemiş; bu olaydan sonra Hasan bir daha o eve hiç gitmemiş, karşılaştığında amcasıyla konuşmamıştır. Amcası, Hasan’ın küstüğünü fark edince ısrarla nedenini sormuş; Hasan “Sen beni adam yerine koyup bana çay vermedin” deyince, hangi gün olduğunu hatırlayan amcası özür dilemiş, görmediği için olduğunu anlatmış ve barışmışlardır.


Kış aylarında komşulardan birine misafir geldiğinde mahalleli o eve toplanır, yenilip içilir, oyunlar oynanır, sohbet edilirdi — Hasan bu toplantıların aranan, gelmediğinde bile çağrılan bir ismiydi. Uzun kış geceleri çoğu zaman böyle geçerdi.



Kaynak:
BOLU SEBEN KIZIK KÖYÜ (MEHMET ÖZÇELİK)
İstanbul – 2023