Hacı İmam Hoca (1824?-1924), yıllarca köyün İmam Hatipliğini yapmış, hacca gidip geldiği için “Hacı” unvanını almış bir din adamıydı. Doğum tarihi belki daha da öncesine dayanabilir; çünkü Kızık Köyü’nde çocukları geç nüfusa yazdırma yaygın bir alışkanlıktı. Bu yüzden yüz yıl yaşadığı bilinmekte, belki de daha uzun yaşamış olabileceği düşünülmektedir. Bugünkü soyadı HİTİT olanların atasıdır.
Hacı İmam’ın, soyadı GÖNÜLAL olanlar ve bir kısmı Karcı Köyü’nde bulunan Hacılar sülalesinden olduğu söylenir. Küçük yaşta yetim kalmış, annesini Koca Ali (soyadı ÇİFTÇİ olanların atası) almış, böylece annesiyle birlikte bu aileye gelmiştir; Hacı İmam’ı Koca Ali büyütmüştür.
Medrese tahsili görmüş, çağının büyük hocası olduğu söylenir. Uzun boylu, sarışın, güçlü kuvvetli biri olduğu anlatılır — Kuzey Mahalle’den bakanların onun dikildiğini, yürüdüğünü uzaktan tanıyabildikleri rivayet edilir. Arapçayı çok iyi bilir, yakın ve uzak çevreden dini konuları danışmaya gelenler olurmuş.
Yol Anısı ve Kerameti
Hacı İmam bir gün atıyla Bolu’ya gitmek için yola düşer. Sebenardı (eski adı Sığır Kuyruğu) yakınlarına kadar gelir; tarlaların kenarından geçerken hayvan ağzını tutamaz, hem gider hem de ekinlerden atıştırır. Bunu gören tarla sahiplerinden Necati Kaya’nın (Çopçu’nun) dedesi önüne geçip “hayvanına niye sahip olmuyorsun, ekinimden niye yediriyorsun” diye bağırır. Hacı İmam hayvanına sahip olamadığını anlatmaya kalkışsa da meramını anlatamadan birkaç tokat yer; o sırada iki eliyle yüzünü sıvazlayarak “Yarabbim şükür, bunu da gördüm” der ve başka bir şey demeden yoluna devam eder.
Tarla sahibi bu yaşlı adama tokat attığına pişman olup çok üzülür, evine döner; çok geçmeden hastalanır, durumu her geçen gün kötüleşir. Yakınlarına olayı anlatır, bu kişinin Hacı İmam olduğunu öğrenirler ve ona beddua ettiğine inanıp özür dilemek için Kızık’a gelirler. Hacı İmam Hoca onlara “benden geçti, siz Allah’a yalvarın” der. Çok geçmeden adamcağız ölür. O günden sonra Sebenardı köylüleri Hacı İmam’ın keramet sahibi olduğuna inanmışlardır.
“Kızılın Pişirdiği”
Hacı İmam Hoca’nın arazisinin büyük bir kısmı Karcı Köyü’ndeydi, orada bir evi vardı; oğullarından Ahmet (Topuz El) kışları burada ikamet eder, hayvanlarının bir kısmını burada kışlatırlardı. Hacı İmam bir gün Kızık Yaylası’ndan hanımıyla birlikte, yeni pişirdikleri bulgur pilavını da yanlarına alıp Karcı’ya tarlalarına bakmaya gider. Kızık Yaylası ile Karcı arası kuş uçumu 30-35 km’dir, normal yürüyüşle 6-7 saatte varılır.
6-7 saat yol gittikten sonra öğle vakti sofrayı kurup bulgur pilavını ortaya koyarlar; yemeye başladıklarında bu kadar zaman geçmesine rağmen pilavın hiç soğumadığını fark ederler. Hacı İmam şaşkınlıkla “Vay! Kızılın pişirdiği vay!” der — burada “kızıl” sözüyle ateşi kastetmiştir. Ama pilavı hanımı pişirdiğinden, hem de hanımı kırmızı benizli bir kadın olduğundan, hanımı bu sözden alınır; “bana kızıl dedi” diye üzülür. Hacı İmam maksadını hanımına güçlükle anlatabilir ve sonunda gönlünü alır.
Kaynak:
BOLU SEBEN KIZIK KÖYÜ (MEHMET ÖZÇELİK)
İstanbul – 2023