Bu yazı, Köyümüzün İnançları yazı dizisinin ikinci bölümüdür. Bu bölümde evlilik ve düğün sürecine dair inanç ve adetleri bulacaksınız.
Yeni evlilerin kapılarına ya da eşyalarına domuz yağı sürmek
Yeni evlilerin kapılarına ya da eşyalarına habersizce domuz yağı sürülürse, bu çiftlerin birbirinden soğuyup ayrılacağına inanılır.
Karı kocanın büyüklerin yanında birbirlerine hitabı
Eşlerin büyüklerinin yanında birbirlerine isimleriyle hitap etmesi ayıp karşılanır. Erkek eşi için “gelininiz”, kadın da eşi için “oğlunuz” der; ya da iki eş birbirine “kız” diye hitap eder. Büyüklerinin yanında yan yana duramaz, birbirlerine sevgi gösteremezler; gayet resmi ve ciddi davranırlar. Aksi halde ayıplanırlar.
Gelin eve gelmeden önce damadın gelini beklemesi
Damat, gelin eve gelmeden — hatta gelin eve girene kadar — ahırda beklerdi. Ahırda beklerse malının çok olacağına, evde beklerse çocuğunun çok olacağına inanılırdı.
Gelin eve girmeden önce yapılanlar
Gelin attan inmez. Damadın babası geline tarla, canlı mal gibi bir şeyler verir; gelin ikna olursa attan iner.
Gelin eve girerken yapılanlar
Gelin kapıdan girerken üzerine arpa veya buğday saçılır. Gelinin eline hamur mayası verilir; gelin bu mayayı kapının üst eşiğine sürer. Bunun eve bolluk ve bereket getireceğine inanılır.
Ailede büyük çocuk dururken küçük çocuğun evlendirilmesi
Büyük çocuk dururken küçük çocuğa talip çıkarsa, evlendirebilmek için büyük çocuğun rızası alınır. Büyük çocuk razı olmazsa küçük çocuk evlendirilmez; razı olursa evlendirilir.
Ölen büyük ağabeyin hanımıyla küçük kardeşin evlendirilmesi
Eskiden, ölen büyük kardeşin çocukları varsa, çocuklar yetim kalmasın diye ölen kardeşin hanımı küçük kardeşle evlendirilirdi. Bir ölçüde mirasın dağılmasını önlemek için de bu evlilikler yapılırdı. Günümüzde böyle evlilikler söz konusu değildir.
Yakın akraba evlilikleri
Eskiden amca, hala ve teyze çocukları arasında evlilikler yapılırdı; bu evliliklerde mirasın dağılmaması da göz önünde bulundurulurdu. Günümüzde bu tür evlilikler söz konusu değildir.
Kirvelik
Köyümüzde kirvelik adeti bulunmamaktadır.
Sağdıçlık
Eskiden düğünlerde, ana baba ve akraba ziyaretlerinde damadın yanlış yapmaması için yanında bir sağdıç bulunurdu. Sağdıç önden gider, yapılması gerekeni yapar, arkasından aynısını damat yapardı. Sağdıçlar bir çeşit yardımcılık görevi görürdü.
Gelin kınası
Gelin almadan bir gün önce yapılır. Gelinin eline kına yakılır. Genç kızlar ve gelinin arkadaşları gelinin başına toplanıp onu ağlatacak türküler söylerler; gelin ağlar. Epeyce uzun bir tören yapılır.
Toprak bastı parası
Gelin köyün dışında başka bir köye ya da uzak bir yere gidiyorsa, gelinin önü kesilir ve oldukça yüksek bir para alınır. Bu parayla gelinin komşularına ve yakın akrabalarına ziyafet verilir, eğlenceler düzenlenir.
Kıvırdım kırkmak
Gelin alma günü sabahtan kız evinin ve oğlan evinin ileri gelenleri oğlan evinde toplanır. Damadın babası, oğluna tava, tencere, kap-kacak gibi dayanıklı mallardan neler vereceğini söyler; bunlar yazıya dökülür, mallar görülüp listeye yazılır. Listeye “damadın babası tarafından oğluna verilmiştir” ibaresi yazıldıktan sonra her iki taraf bu kağıdı imzalar ve evrak saklanır. Bu işe Kıvırdım Kırkmak denir.
Düğünlerde bayrağın altında bulunan çevre
Gelin almada seymen ekibi davul zurna eşliğinde oynar. Seymenin başındaki oyuncunun elindeki sopanın ucunda Türk Bayrağı, bayrağın altında da işlemeli, bayrak büyüklüğünde bir çevre (işlemeli mendil) bulunur. Bu çevrenin damat ve geline mutluluk getireceğine inanılır.
Nikah kıyılırken damadı bağlamak
Nikah kıyılırken kapı örtülmez ve kilitlenmez; elbise ve gömlek düğmesi iliklenmez; herhangi bir ipliğe düğüm atılmaz. Kapı örtülür veya kilitlenirse, düğme iliklenirse ya da ipliğe düğüm atılırsa damadın bağlanacağına ve gerdek gecesi başarısız olacağına inanılır.
Gelinin bohçasının oğlan evine getirilmesi
Gelinin kıymetli eşyaları bohça içinde oğlan evine götürülür. Bohçanın uçları bağlanmaz; bağlanırsa gelinin kısmetinin ve şansının bağlanacağına, geline uğursuzluk geleceğine inanılır.
Gelinin kuşağının bağlanması
Gelin, baba evinden çıkarken kuşağını erkek kardeşi bağlar; erkek kardeşi yoksa amcasının oğlu, o da yoksa yakın akrabalarından bir erkek bağlar.
Damadın gerdeğe girmesi
Damat gerdeğe girerken yakın akrabalarından yükseğe çıkmış bir kadının altından geçer; bunun damadın başarısız olmasını önleyeceğine inanılır. Ayrıca damat gerdeğe girerken arkadaşları sırtına yumruk vurur, arkasından yumurta atar; bunları yapmak adettendir.
Avlayı kırmak
Büyük kardeş dururken küçük kardeş evlenirse, küçük kardeş için “avlayı kırdı” denir. Avla, bir şeyin önündeki koruyucu ağaç sırığa denir.
Damada söyletmelik vermek
Düğünden üç beş gün sonra damat ve yakın akrabaları kız evine gider; buna ana baba daveti denir. Önde sağdıç, kız evi akrabalarının adını söyleyip ellerini öper; arkada damat da aynısını yapar. Sıra babaya gelince damat babaya “baba” demez, elini öpmez. Kızın babası damada canlı mal, meyve ağacı ya da değerli bir hediye verir; bu hediyeye söyletmelik denir. Damat kabul ederse kızın babasına “Baba” der ve elini öper. Erkek ve kız akrabaları birlikte oturup yemek yer; damat yemeğe oturmaz, ayakta misafirlere hizmet eder. Odaya bir semer de getirilmiştir; hizmette kusur olursa damadın sırtına semer vurulur, damat semeri sırtına almamak için kusursuz hizmet etmeye çalışır. Damat tarafı ayrılırken evden bir eşyayı habersizce alıp damat evine götürür; sonraki günlerde kız evi bu eşyaları almak için damadın evine misafirliğe gelir. Bu gelip gitmeler bir süre devam eder.
Başlık parası
Başlık parası vardı; köy kararıyla belirlenir ve fakir kişilerin de ödeyebileceği bir miktar olurdu. Sonraları başlık parası kalktı; sadece gelin evden çıkarken annesine bir miktar süt parası verilir.
Gelinlik ve duvak
Gelinin başına ucu sivri, al (kırmızı) bir örtü örtülür; buna gelinlik denir. Gelinliğin eteklerine yeşilli-sarılı işlemeli bir yazma dikilir. Gelinliğin altında beyaz tül şeklinde bir örtü daha vardır; buna da duvak denir. Duvak ve gelinlik sayesinde gelin dışarıyı görebilir, ama dışarıdan bakıldığında gelinin yüzü hiç görünmez. Gelinler ata bindirilir; atı damadın babası, o yoksa amcası çeker.
Çeyiz sandığının taşınması
Düğünden üç dört gün önce oğlan evinden kızın çeyiz sandığını almaya gelirler. Kızın akrabalarından biri sandığın üzerine oturur; belli bir miktar para verilirse o kişi sandığın üzerinden kalkar. Sandık alınıp oğlan evine götürülür. Ertesi gün kız evinden kadınlar gelip kızın çeyizini gerdek odasına serer; oğlan evinin akrabaları gelip çeyizlere bakar.
Gelin çıkarken
Kızın anasına belli bir miktar para verilir, helallik alındıktan sonra gelin evin kapısına kadar getirilir ve dua ile ata bindirilir. Atın yuları kız evinden birinin elindedir; yuları tutana belli bir miktar bahşiş verilir. Sonra yuları damadın babası alır ve yola çıkılır.
Tokma parası
Gelin evden ayrılmadan önüne tokma gerilir (ağaç sırığa tokma denir). Tokmayı geren kişiye, kız evi yakınlarından biri olmak üzere, belli bir miktar para verilir; bu parayla arkadaşları yeme içme ve eğlence yapar.
Evlenecek gencin evlenme isteğini babasına belirtmesi
Evlenecek genci babası evlendirmeye teşebbüs etmiyorsa, genç babasının ayakkabılarını çiviyle çakar. Baba ayakkabıları giyerken çakılı olduğunu fark edince oğlunu evlendirmek için harekete geçer.
Kız kaçırma
Eskiden yaygındı; günümüzde pek görülmemektedir. Artık evlendirme, kızın ve oğlanın rızası alınarak yapılmaktadır; eskiden rızaya bakılmaz, evlenmeler görücü usulüyle yapılırdı.
Gelin eve gelince yedikleri
Gelin eve gelince dili tatlı olsun diye tatlı, eve bereket gelsin diye de yumurta yedirilir.
Kaynak:
BOLU SEBEN KIZIK KÖYÜ (MEHMET ÖZÇELİK)
İstanbul – 2023