Ölüm, Ruhlar, Cinler ve Erenlerle İlgili İnançlar


Bu yazı, Köyümüzün İnançları yazı dizisinin üçüncü bölümüdür. Bu bölümde ölüm, ruhlar, cinler ve erenlerle ilgili inanç ve adetleri bulacaksınız.


Ölen kişinin elbiseleri çevrede bulunan fakirlere verilir

Ölen kişi kadınsa elbiseleri çevresindeki fakir bir kadına, erkekse çevresindeki fakir bir erkeğe verilir. Bu elbiseleri giydikleri sürece ölünün ruhunun rahat edeceğine inanılır.


Erenlerin geçmesi

Kızık Yaylası’nın güney tarafında Çal Tepesi bulunur. Bu tepede birkaç yatır vardır; buradaki kişilerin ermiş olduğuna inanılır ve bunlara Erenler denir. Erenlerin sağ olduğuna, bizleri gördüklerine, bizlerden ise çok az kişinin onları görebildiğine inanılır. Zaman zaman başka erenlerin onları ziyarete geldiği, onların da başka erenleri ziyarete gittiği; bu gidip gelmeleri en yakındaki sığırların duyup hep birden bağrıştığı, hatta erenlerin atlarının nal seslerini duyan ve parıltısını gören kişilerin olduğu söylenir. Böyle zamanlarda Erenlerin geçtiğine inanılır.


Cin çarpması, cinlerin insanlara musallat olması

İnsanların dışında bazı canlı varlıkların olduğuna, bu varlıkların insanları gördüğüne ama insanların onları göremediğine, bu varlıklara cin dendiğine inanılır. İnanışa göre cinler Müslüman ve kâfir olmak üzere ikiye ayrılır; insanları çarpan ve onlara zarar veren kâfir cinlerdir. Cinler de aynen insanlar gibi doğar, büyür, ölür; erkekli dişilidir, evlenir, çocukları ve soyları olur — bazen insanlarla bile evlendikleri olur. Genellikle sahipsiz, boş, terk edilmiş viran evlerde, çatı damlalıklarında, diken ve çalı diplerinde yaşarlar. En sevmedikleri ve korktukları şey üzerlerine su atılmasıdır; damlalıklara, diken ve çalı diplerine habersiz su atılır ya da işenirse çok kızar, zarar verirler — ağzını burnunu eğer, bazen kolunu bacağını büzer, hatta döverler. Bu yüzden su atmadan ya da işemeden önce “destur” denir; cinler böylece haberdar olup tedbirini alır ya da kaçar. Cinler koyun hariç her hayvanın ve insanın kılığına girebilir (koyun melek soyundan geldiği için giremezler); genellikle kedi, özellikle kara kedi kılığına girerler. Bu yüzden kedilere taş atmak, sopa vurmak ya da onları kovalamak iyi sayılmaz. Cin çarptığına inanılan kişinin su döktüğü ya da işediği yere şerbet (su, sarımsak ve soğan kabuğu karışımı) dökülüp “Al hıssanı (hissesini), ver hastamı” denir; şerbeti döken kişi arkasına bakmadan eve döner. Bunun ardından hastanın iyileşeceğine ve cinlerin bir daha musallat olmayacağına inanılır.


Ölen çocukların annelerini babalarını cennet bekledikleri

Annesinden babasından önce ölen küçük çocukların cennete gittiğine, orada annelerini babalarını beklediğine; anne babaları da öldüğünde çocuklarına kavuşmak için cennete gideceklerine inanılır.


Erenlerden bir şey almak

Erenler, ermiş kişilerin yatırlarına (mezarlarına) denir. Buralardan ot dahil ağaç almanın ve kesmenin erenler tarafından engellendiğine, bunu yapan kişilerin erenler tarafından dövülüp kovalanacağına inanılır. Bu nedenle erenlerden hiçbir şey alınmaz; buralardan geçerken Fatiha ve diğer sureler okunur.


Mezarlığı parmakla göstermek

Mezarlık yanlışlıkla parmakla gösterilirse, o kişinin yakında öleceğine inanılır. Kişi yanlışlıkla gösterdiğinin farkına varırsa parmağını ısırması gerekir; ısırırsa bir şey olmaz.


Cinlerin düğünü

Bazı geceler cinlerin ateş yakıp davul zurna çalarak düğün yaptığını gördüğünü söyleyenler vardır. Cinlerin ateşini gören kişi sayısının, davul zurnalı düğünlerini görenlerden daha fazla olduğu anlaşılmaktadır.


Cuma geceleri ölülerin ruhlarının eve ziyarete geldiği

Perşembeyi cumaya bağlayan geceye Cuma gecesi, pazarı pazartesiye bağlayan geceye de Pazar gecesi denir. Bu gecelerde ölülerin ruhlarının evlerine geldiğine, ev halkından dua ve Kur’an okumalarını beklediklerine, okunduktan sonra memnun bir şekilde geri gittiklerine inanılır. Bu nedenle Cuma ve Pazar geceleri ölülerin ruhlarına dua okunur.


Akşamdan sonra sıcak su ve sıcak külün atılması

Akşamdan sonra sıcak su ya da sıcak kül evin dışına atılırsa cinleri yaktığına, cinlerin de bunun intikamını alacağına inanılır. Atılacaksa önce “destur” denir; cinler haberdar olup tedbirini alır, böylece ne cinlere ne de insanlara bir zarar gelmez.


Gece baş yıkanması ve suyunu dışarıya atmak

Gece baş yıkanıp suyunun dışarıya atılmasının günah olduğuna, cinlerin bu kişiye zarar vereceğine inanılır.


Ağır basması

Uyku ile uyanıklık arasında, kişinin bacaklarından başlayıp göğsüne doğru ağır bir şey oturması ve elini kolunu bacağını, vücudunu, dilini oynatamaması haline ağır basması denir. Bunun, kişinin okumadan (dua etmeden) yatması sonucu cinlerin yaptığı bir şey olduğuna inanılır.


Ölünün 7’si, 40’ı ve 52’si

Ölünün 7’si ve 40’ı diye bir şey yoktur; sadece 52. günü mevlit okutulup Kur’an okutulur.


Türbe ziyareti

Çocuğu olmayan ya da olup da yaşamayan kadınlar türbe ziyaretine gider. Çocuklarının olacağına ve yaşayacağına inanılır.


Ağaca çaput bağlamak

Kırda yapılan dini törenlerde hem dua okunur hem de ağaçlara çaput bağlanırdı.

Kaynak:
BOLU SEBEN KIZIK KÖYÜ (MEHMET ÖZÇELİK)
İstanbul – 2023