Doğum, Bebek ve Çocuklukla İlgili İnançlar


Prof. Dr. Yaşar KALAFAT‘ın Kızıklılar adlı araştırma kitabını büyük bir zevkle okudum. Yapmış olduğu araştırmalar doğrultusunda Bolu İli Seben Kızık Köyü‘nde, yani kendi köyümde, halkın inançlarıyla ilgili araştırmalar yaptım. Bu araştırmaları yazıya dökerek sizlerin bilgisine sunuyorum. Hatalarım ve eksikliklerim varsa şimdiden kabul ediyorum; beğeni, bilgi ve eleştirilerinizi bekliyorum.

Bu inançları konularına göre birkaç başlık altında topladım. Bu ilk yazıda doğum, bebeklik ve çocuklukla ilgili inanç ve adetleri bulacaksınız.


Kırk basması

İki tane kırkı çıkmamış kadın yan yana ve aynı ortamda bulunursa bebeklerini kırk basar. Kırk basan bebekler cılız ve hasta olur, fazla büyüyemez. Bu nedenle bu kadınlar mümkün olduğunca bir araya gelmez. Hatta anne, bebeğin bulunduğu odanın bir üst katındaki odaya çıkarsa yine bebeğini kırk basar; bu yüzden kırkı çıkmayan bebeğin bulunduğu odanın üst katındaki odaya anne çıkarılmaz. Kırkı çıkmamış bu iki kadın tesadüfen ya da zorunluluktan bir araya gelirse, birbirlerine arkalarını dönüp konuşmadan yanlarında bulunan iğnelerini değiştirirler. Böylece kırk basması önlenmiş olur.


Kırkı çıkmamış çocuğun bezi ve çamaşırı

Kırkı çıkmamış çocuğun bezi ateşe atılır ya da yıldız görecek şekilde gece dışarıya çıkarılırsa, çocuğa uğursuzluk geleceğine ve çocuğun gelişemeyeceğine inanılır. Aynı şekilde kırkı çıkmayan çocuğun çamaşırı da evin eşiğinden dışarı çıkarılmaz; çıkarılırsa çocuğu kırk basacağına inanılır. Kırk basan çocuk gelişemez, zayıf ve hastalıklı kalır.


Çocuğun ve annenin kırklanması

Doğumdan kırk gün sonra kırk küçük taş toplanıp okunarak bir kabın içine konur; kırk kaşık su da okunarak aynı kaba konup üzerine su doldurulur. Önce anne bu suyla yıkanır; buna “annenin kırklanması” denir. Aynı şekilde ayrı bir kapta hazırlanan suyla bebek de yıkanır; buna “bebeğin kırklanması” denir. Anne kırklanmadan, bebeğin bulunduğu odanın üst katındaki odalara çıkamaz; çıkarsa bebeğine annesinin kırkının basacağına inanılır. Anne ve bebek kırklandıktan sonra kırk basma olayı sona erer.


Dede, nine, anne ve babanın yanında çocukları sevmek

Dede, nine, anne ve babanın yanında çocuklar sevilmez ve kucağa alınmaz. Çocuğu sevmek ve kucağa almak büyüklere saygısızlık olarak algılanır; bunu yapanlar ayıplanır. Bu adet günümüzde yavaş yavaş ortadan kalkmaktadır.


Çocukların diş çıkarmaya başlaması

Çocuğun dişi görünmeye başlayınca tencerede fiğ pişirilir. Buna gölle denir. Gölle, hısım akraba ve komşulara dağıtılır. Gölleyi alanlar para verir; anne baba da bu parayla çocuğun ihtiyaçlarını alır. Gölle oldukça lezzetlidir; alan kişiler yer ve çocuğun sağlıklı büyümesi için dua eder.


Çocuğun durması için yapılanlar

Ailenin çocukları art arda ölüyorsa, çocuğun yaşaması (durması) için çocuk ya türbeye ya da uzun ömürlü bir ağaca satılır. Köyde ağzı dualı ve okuması keskin olduğuna inanılan bir kişi ağaca okur, üfler; ağaca kırmızı iplik bağlanır. Çocuğun kulağına “Seni bu ağaca (ya da türbeye) sattım, Allah ömrünü uzun etsin” diye söylenir. Bu çocuğa erkekse babasının adı ya da Durmuş, Dursun, Satılmış; kızsa annesinin adı ya da Rabia adı konur. Bu çocuğun duracağına (yaşayacağına) ve uzun ömürlü olacağına inanılır.


Çocuğun adının ağır gelmesi

Çocuk bir yaşına kadar gelişemezse, adının ağır geldiğine inanılır. “Çocuk adını kaldıramadı” derler ve adı değiştirilir.


Çocuğun kösteğinin kesilmesi

Kösteği kesecek kişi, namazı kıldıktan sonra camiden herkesten önce çıkar, evin etrafında bir kez dolaştıktan sonra çocuğun kösteğini kesmek için eve girer. Yeni yürümeye başlayan çocuğun sağ ayağı iple bağlanır. Karşısına keser, makas, yumurta ve kitap konur. Duadan sonra çocuğun ayağındaki ip kesilir. Çocuk karşısındaki eşyalardan birini almak için yürümeye başlar: önce keseri alırsa usta, makası alırsa terzi, yumurtayı alırsa çiftçi, kitabı alırsa okuyup yüksek bir makama geleceğine inanılır.


Çocukların nasibinin çıkması

Ailenin yaşı geçmiş, bir türlü evlenememiş çocukları varsa, aileden biri namazı kıldıktan sonra herkesten önce camiden çıkar, çıkar çıkmaz elindeki asma kilidi anahtarla açar ve kilit açık vaziyette eve gelir. Kilit evin duvarına asılır. Çocukların nasibinin erken çıkacağına inanılır. Çocuğun nasibi çıkana kadar kilit duvarda açık bırakılır.


Göbek bağının cami bahçesine gömülmesi

Yeni doğan bir çocuğun kesilen göbek bağı caminin bahçesine gömülür. Çocuğun büyüyünce namaz kılmak için hep camiye gideceğine inanılır.


Çocuğun emeklemesi

Emekleme devrini geçip artık iyice yürüyen bir çocuğun beklenmedik şekilde evde emeklediği görülürse, eve misafir geleceğine inanılır.


Ailede hep kız çocuğu oluyorsa

Ailede hep kız çocuğu oluyor ve erkek çocuk isteniyorsa, en son doğan kız çocuğuna Rabia adı verilir. Daha sonra doğacak çocuğun erkek olacağına inanılır.


Çocuk İsimleri

Çocuklara genellikle erkekse dedesinin, kızsa ninesinin adı verilir; dede ve nine istemezse başka adlar verilir. Çocuğun adını genellikle evin büyükleri (dede, nine) koyar. Ataerkil bir aile yapısı vardır; makineleşmeden önce insan gücüne dayalı çiftçilik ve hayvancılık yapıldığından aileler kalabalıktı; dedeler, nineler, amcalar ve amca çocukları bir arada büyük aile yapıları oluştururdu.


Yerde yatan bir çocuk ya da bebeğin üzerinden atlama

Yerde yatan bir çocuğun ya da bebeğin üzerinden atlanarak geçilmez. Atlanırsa çocuğun boyunun büyümeyeceğine inanılır. Atlayan kişi tekrar geri atlarsa bir şey olmaz; ona geri atlatılır.


Gongul

Çocukların akşamdan sonra sokağa çıkmalarını önlemek için “Dışarıda Gongul var, Gongul çocukları toplayıp götürür, döver” denirdi. Çocuklar Gongul’dan korktukları için gece sokağa çıkmazlardı.


Gök gürlemeden çiğdem kökü yemek

İlkbaharın başlangıcında sarı renkli, güzel kokulu çiğdem çiçekleri açar. Çocuklar çiğdem toplamaya çıkar, topladıkları çiğdemleri elbiselerine ya da başlıklarına taktırıp birkaç gün dolaşırlar. Bazen çiğdemleri kökleriyle birlikte çıkarıp köklerini yerler. Ancak çiğdem kökünün yenebilmesi için önce gök gürlemesi gerekir; gök gürlemeden önce çiğdem kökü yiyen kişinin başının kel olacağına inanılır. Bu yüzden gök gürlemeden çiğdem kökü yenmez.


Çiğdem Dede

Çocukların çiğdem toplarken evden fazla uzaklaşmamaları ve aşırı çiğdem toplamamaları için onlara “Evden fazla uzaklaşmayın, fazla çiğdem toplamayın; Çiğdem Dede sizi yakalarsa elindeki değnekle döver” denirdi. Çocuklar Çiğdem Dede’den korktukları için evden uzaklaşmaz ve fazla çiğdem toplamazlardı.


Bebeğin tuzlanması

Yeni doğan bebek tuzlanır. Tuzlama başından, kollarından, vücudundan, bacaklarından ayaklarına doğru yapılır. Üzerinde az miktarda kalan tuz, bebeğin ılık suyla yıkanmasıyla temizlenir.


Bebeklerin aynaya baktırılması

Aynaya baktırılan bebeğin geç konuşacağına inanılır. Bu nedenle bebekler aynaya baktırılmaz.


Annenin çalığında (aş yermede) gördükleri ve yedikleri

Köyde aş ermeye çalık denir. Annenin çalığında gördüğü şeye çocuğunun benzeyeceğine inanılır: köpek görürse çocuk saldırgan, ayı görürse kıllı, eşek-katır-keçi görürse inatçı, yılan ya da kertenkele görürse hareketli olur. Annenin canı tatlı isterse çocuğun erkek, ekşi isterse kız olacağına inanılır. Hatta “Ye ekşiyi, bul Ayşe’yi; ye tatlıyı, bul Atlı’yı” denir — Atlı’dan kasıt erkek çocuk olacağı anlamındadır.


Aşermede annenin istediğini yemesi

Aşeren anne bazı yiyecekleri yemek ister; istediği yemeği yiyemezse çocuğunun bir tarafının eksik olacağına inanılır.


Beşiğe sarı örtü örtmek

Beşiğe sarı renkli örtü örtmenin, beşikte yatan çocuğu sarılıktan koruyacağına inanılır.


Boş beşiği sallamak

Boş beşiğin sallanması iyi karşılanmaz; çocuğun hasta olacağına inanılır.


Çocuğun kulağına ezan okumak

Çocuk doğunca yakınlarından biri sağ kulağına ezan okur, sol kulağına da çocuğun adını üç defa söyler.


Erkek çocukların başındaki saç yivilerine göre evlilik durumu

Çocuğun başında bir yivi (saç dönüşü) varsa bir kez, iki yivi varsa iki kez evleneceğine inanılır.


Çocuk sahibi olmak için yapılanlar

Çocuk sahibi olmak isteyenler türbe ziyareti yapar, türbede yatan kişiden çocuk ister ve dua eder. Hacca gidip Kâbe‘yi ilk gördüğü anda yapılan duanın boşa gitmeyeceğine; o an çocuk sahibi olmak için dua edilirse çocuk sahibi olunacağına inanılır.



Kaynak:
BOLU SEBEN KIZIK KÖYÜ (MEHMET ÖZÇELİK)
İstanbul – 2023