Ali Usta

02 ali usta


Ali Usta, Tepetaş Oğulları’ndan Hüseyin TEPETAŞ‘ın oğludur; 1926 yılında Kızık Köyü’nde doğmuştur. Annesi Gülsüm, Güney Mahalle’den Yunus Çiftçi’nin ablasıdır. Hüseyin Tepetaş, uzun boylu ve iri yarı olduğundan kendisine “Koca Hüseyin” de denirdi; marangoz ve doğrama ustasıydı, bir binayı temelden çatıya kadar yapabilirdi. Çivi çakarken keseriyle bir-iki vuruşta çiviyi tam ağaca geçirirdi — bir gün komşu Kuzgölcük Köyü’ne düğüne giderlerken onluk çiviyi eliyle beşlik kalasın sonuna kadar çaktığına dair girdiği iddiayı gerçekten kazanmıştır. Güçlü kuvvetli, hiç boş kalmayan, aranan bir ustaydı; tarlaları az ve verimsiz olmasına rağmen geçimini ustalıkla sağlayabilmiştir. 1963 yılı sonbaharında bir sabah işe gitmeye hazırlanırken hastalanıp vefat etmiştir — yazar o sırada ilkokul 3. sınıftaydı, okula giderken ölüm haberini almıştır.

02 ali usta babasi koca huseyin
02 ali usta annesi gulsum


Oğlu Ali, babası gibi uzun boylu ve iri yarı olduğundan ona da “Koca Ali” denirdi. Koca Hüseyin, oğlu Ali’yi yanında yetiştirmiştir. Ali önce ilkokulu 3. sınıfa kadar okuyup diplomasını almış, ilkokullar beş yıla çıkınca iki yıl daha okuyarak 5. sınıftan mezun olmuş — her iki diplomasında da tüm dersleri “pekiyi” dereceyle tamamlamıştır. Askere gidene kadar babasının yanında çalışıp ustalığı iyice öğrenmiştir. Askerliğini Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi Muhafızı olarak yapmış; ustalık isteyen bir iş için eleman arandığında bir adım öne çıkıp görevi layıkıyla yapınca inşaat taburuna ayrılmış, ilk kez burada çimento ve betonu görmüş, inşaatlarda usta olarak çalışmaya başlamıştır. Askerlik bitiminde arkadaşları onu birlikte müteahhitlik yapmaya ikna etmeye çalışsa da, annesi babası razı olmayınca köyde kalıp babasıyla inşaat işlerine devam etmiştir. O dönem köydeki ev inşaatları tamamen ahşaptan yapılır, beton ve çimento kimse tarafından bilinmezken, Ali Usta askerde beton-arme inşaatlar görmüştü; bu bilgi sayesinde il genelinde devlet inşaatları almaya başlamıştır. 1958 yılında Göynük Arıkçayırı İlkokulu inşaatını almış, köyden bazı kişileri de çalışmaya götürmüştür — aralarında, kendisine “Kalfa” lakabı takılan Hasan Çakır da vardı; köyde “Hasan Çakır” dendiğinde tanınmasa da “Kalfa” dendiğinde herkes tanırdı (kendisi 2021’de vefat etmiştir). Kalfa, ustalığının bir kısmını babası, demirci ve ağaç işleri ustası Süleyman Çakır‘dan öğrenmiş, önce bir marangoz atölyesi açmış, sonra bu atölyeye önce benzinli, sonra köye elektrik gelince elektrikli motorla çalışan bir planya almıştır.


1957-1959 yılları arasında Kuz Mahalle Camisi yapılmadan önce, Ali Usta komşularına beton-arme yapılmasını ısrarla önermiş; köylü masraftan çekinip ahşabı tercih etmiş, hatta Ali Usta’nın bunu kendi çıkarı için istediğini söyleyenler bile olmuştur. Onun öngördüğü gibi, cami 1980’li yıllarda bir taraftan çürümeye başlamış, “Ali Usta haklıymış” diyenler çıkmış, cami sonradan tamirden geçirilmiştir.


Yazar, ilkokula başlamadan önce bir akşam babasıyla tarladan dönerken Ali Usta’nın evine uğradıklarını, bir iş kazasında kolu kırılan Ali Usta’nın alçısının fazla sıkı sarıldığını söylediğini, babasının çakıyla dikkatle keserek alçıyı zarar vermeden çıkardığını anlatır. Babası Ali Usta’yı çok severdi, Kuz Mahalle’ye her gidişinde ona uğrardı; Ali Usta da babasını severdi, babaları Koca Hüseyin ile yazarın dedesi de çok iyi arkadaştı, aileler birbirine gidip gelirdi. Kızık Köyü İlkokulu’nun masa ve sıralarını babası Koca Hüseyin ile birlikte yapmışlardır.


Karayollarının bazı işlerini de üstlenirdi: Seben-Bolu yolu üzerinde Ayı Sekisi’nde, Kızık Yaylası’na varmadan Aladağ Çayı üzerindeki ahşap köprüleri Ali Usta yapmıştır — yol güzergâhı değişince kullanılmaz olsalar da yıllarca, üzerlerinden yüklü kamyonlar ve iş makineleri geçtiği halde sapasağlam ayakta kalmışlardır. Yanında köyden birçok kişi çalıştırmış, hem kendisi hem çalışanları kazanmıştır. Güzergâhı değişen yolun yeni, beton-arme köprülerini de yine Ali Usta yapmıştır — bu köprüler hâlâ kullanılmaktadır. Seben Kozyaka Köyü’nün okulunu, Kızık Köyü’ndeki Orman Lojmanları’nı, Seben ve Kıbrısçık ilçelerinin köylerinde çok sayıda okul binasını inşa etmiştir; Aladağ Orman İşletmesi’ne bağlı Ardıç Bölgesi Gövez mevkiinde iki orman binası, Kıbrısçık Orman İşletmesi’ne bağlı bölgelerde birçok orman binası, Bolu Merkez’de Menekşe’nin apartmanı ve çok sayıda özel bina onun eseridir.


İl dışında Yalova’da Ziraat Bankası binasını yapmış; eski adıyla Atatürk Köprüsü, bugünkü adıyla 15 Temmuz Şehitler Köprüsü‘nün ayaklarının yapımında çalışmıştır — projesi ve yapımı son derece önemli bu işte rastgele değil, seçilmiş ustalar çalıştırılırdı; Ali Usta’nın burada yer alması, onun gerçek anlamda kaliteli bir usta olduğunun kanıtıdır. Bu köprü, Anadolu Yakası’ndaki Beylerbeyi’ni Avrupa Yakası’ndaki Ortaköy’e bağlar; uzunluğu 1.560 m, genişliği 33,40 m, denizden yüksekliği 64 m, direk yüksekliği 165 m’dir — 20 Şubat 1970‘te başlanan yapımı 1 Haziran 1973‘te tamamlanmış, Cumhuriyet’in 50. yıl dönümü şerefine 30 Ekim 1973‘te dönemin cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından hizmete açılmıştır; tamamlandığında dünyanın en uzun dördüncü asma köprüsüydü. Adı, 2016’daki askeri darbe girişiminde köprüde hayatını kaybedenlerin anısına 15 Temmuz Şehitler Köprüsü olarak değiştirilmiştir. Ali Usta, bu köprüde usta olarak çalışmıştır.


Çok zeki, aydın ve çok gezdiği için bilgili-görgülü bir adamdı; uzun boylu, iri yarı ve güçlü kuvvetli olduğundan ona da “Koca Ali” denirdi. Güzel konuşur, tok ve gür bir sesi vardı; kelimelerini özenle seçer, tane tane konuşur, dinleyeni hiç sıkmazdı. Bayramlarda evinin tenha olduğu saatleri seçip yanına giderler, hem bayramlaşır hem onu dinlerlerdi — bir keresinde anlattığı “Yedi Uyurlar” hikâyesini herkes pür dikkat dinlemiş, bitince “keşke biraz daha anlatsa” diye beklemişlerdir. Yaşam deneyimlerinden süzdüğü öğütleri dikkatle dinlenir, akılda kalırdı.


Bolu Merkez’de Borazanlar Mahallesi’ne giderken eski hapishanenin karşısındaki binaları yaparken yazarla sohbet ettiğinde şöyle demiştir: “Ben elime aldığım bir bina planına baktığımda, bu inşaat için kaç metreküp kum, ne kadar demir, çimento, kaç işçi gerektiğinin hesabını mühendisten daha iyi yaparım, hatta planını da yaparım; ama benim yaptığım değil, mühendisin yaptığı doğru sayılır — burada diploma konuşur. Hesabı ne kadar iyi yaparsan yap, önemli olan mühendisin yapmasıdır. Bu yüzden okuyup diploma sahibi olun, diplomanızın kıymetini bilin.” Ayrıca “hangi işi yaparsanız yapın, işin en iyisini yapın, yaptığınız işin hakkını verin” demiştir — yazar bu öğüdü hiç unutmadığını, bir iş yaparken hep aklına geldiğini anlatır.


Ali Usta’nın Hasan adında bir kardeşi, 20’li yaşlarında vefat etmiştir: ormandan tomruk çekerken sal ya da pelenk kullanmadan tomrukları doğrudan arabaya yükleyebilecek kadar güçlüydü (köydeki güreşlerde Ali Usta dahil kimse onu yenemezdi); mart sonu gibi soğuk bir günde komşusu Ali Osman Gülen’e yayla evi yapmaya gidip akşama kadar terleyerek çalışmış, gece uyurken üzeri açılıp üşütmüş, muhtemelen zatürreye yakalanmış ve genç yaşta vefat etmiştir.


1976 yılı ağustos sonu ya da eylül başı gibi bir zamanda, Abbas Çakmak’ın düğünü sırasında Güney Mahalle Camisi’nde mevlit okunurken, Ali Usta camide üşüdüğünü söyleyip Yunus Çiftçi’nin evine gelmiş, geç vakte kadar sohbet edilmiştir. Ertesi gün düğün başladığında Ali Usta’nın vefat haberi gelmiş, davul zurna susmuş, düğün dağılmıştır — Bayram Çakır’ın kamyonuyla hastaneye götürülürken Kuz Mahalle Camisi’ne varmadan ruhunu teslim etmiştir.


Bilgili, görgülü, kültürlü ve ileri görüşlü aydın bir kişi olan Ali Usta, köyümüzün renkli, sevilen ve aranan isimlerinden biriydi; köyümüzde derin izler bırakmıştır. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.



Kaynak:

BOLU SEBEN KIZIK KÖYÜ (MEHMET ÖZÇELİK)

İstanbul – 2023