
Komşu köy Kuzgölcük’ten, Kara Ahmet (Karamat) sülalesinden Mehmet Özdemir (Kâtip)‘in oğludur; 13 Temmuz 1936‘da Kuzgölcük Köyü’nde doğmuştur. Kuzgölcük, Kızık’ın komşu köyüdür — iki köy birbirine çok yakın olup halkın büyük bir kısmı akrabadır, yaylaları da neredeyse iç içedir. Babası Mehmet Özdemir, Kızık Köyü’nün ilk öğretmenidir: 1924-1928 yılları arasında köyde öğretmenlik yapmış, yeni alfabeyi bildiği için Harf İnkılabı’ndan sonra Latin alfabesiyle eğitim vermiş, hem öğretmenlik hem de Köy Kâtipliği yapmıştır — 1934 yılında Hüseyin Yaman (Mektepli)’nin muhtarlığı döneminde onunla birlikte köyün soyadlarını tespit edip kayda geçirmiştir. I. Dünya Savaşı’nda Doğu Cephesi’nde Ruslara karşı savaşmış, temizliğe ve sağlığına çok dikkat eden, şık ve temiz giyinen, köyde sevilen ve saygı duyulan bir kişi olarak bir asırdan fazla yaşamış, 1 Kasım 1992‘de 103 yaşında aramızdan ayrılmıştır.

Oğlu Sayın Özdemir, 1962-1963 öğretim yılı başında Seben’in Güneyce Köyü’nden atamayla Kızık İlkokulu’na gelmiştir; okulun yeni lojmanına eşi, iki çocuğu ve yanına aldığı yeğeni Lütfi Yaman ile yerleşmiştir — Lütfi’nin annesi vefat edince babası başka bir kadınla evlenmiş, bu yüzden dayısı onu yanına almıştır. Sayın Özdemir önceleri bir atla, sonraları bir motosikletle kendi köyüne gidip gelirdi. 1., 2. ve 3. sınıfları okuttu (yazar o yıl 2. sınıftaydı), 4. ve 5. sınıfları ise Bolulu öğretmen Yılmaz Çetinkaya okutuyordu; Çetinkaya’nın tayini çıkınca yerine Kuzgölcük’ten vekil öğretmen Raşit Duman geldi.
Köy Enstitüsü mezunu olan Sayın Özdemir, göreve başladığı yıl tüm öğrencilerin okuma hızını dakikada okudukları kelime sayısına göre ölçüp sıraya koymuştur — bu ölçüm, önceki yıllarda öğretmenlerin sık değişmesi ve bazı dönemler okulun öğretmensiz kalması yüzünden öğrencilerin okuma seviyelerinin genel olarak düşük olduğunu göstermiştir; yazar 2. sınıfta olmasına rağmen üst sınıftaki bazı öğrencilerden daha hızlı okuduğunu, kitabı “Kırmızı Şapkalı Kız” olup dakikada sadece 24 kelime okuduğunu anlatır. Bunun üzerine öğretmen, velilerle bir toplantı yapıp bir okul kütüphanesi kurulmasına karar vermiş; veliler katkı parası vermiş, bol miktarda kitap alınmış, müdür odasının karşısındaki küçük oda kütüphaneye çevrilmiş, kitaplar numaralanıp kayda geçirilmiş, öğrenciler arasından seçilen bir Kitaplık Kolu Başkanı ve yardımcıları teneffüslerde kitap dağıtımını yürütmüştür. Öğretmen zaman zaman bir kitaptan bir paragraf okuyup “devamını siz okuyun” diyerek öğrencileri teşvik etmiş; bu sayede okuma hızı yıl başında dakikada 24 kelimeden yıl sonunda 80-90 kelimeye çıkmış, öğrenciler okuduklarını anlamaya başlamış, Matematik’te de dört işlem ve basit problem çözme becerisi kazanılmıştır.
Hayat Bilgisi dersinde öğrencileri bahçeye çıkarıp yönleri (kuzey-güney-doğu-batı, ardından ara yönleri) haftalarca oyun şeklinde öğretmiş, ardından plan ve kroki kavramını, sınıfın ve okul bahçesinin ölçekli krokisini tahtaya çizdirerek öğretmiş, sonunda köyün haritasını birlikte çizip gerçek yönleri iyice kavratmıştır. Okulun yeni açıldığı, suyu bulunmadığı, öğrencilerin Kuz Mahalle Camisi ya da Ören Mahallesi çeşmesinden su içtiği dönemde, köylüyü ve muhtar heyetini ikna ederek imece ile bir çeşme yaptırmış, okulun 1 km doğusundaki Akçapınar’dan okula su getirtip depoya aktarmış, öğrenci tuvaletlerine ve içme musluklarına su tesisatı döşetmiştir. Yine Hayat Bilgisi dersinde kavakçılık ve Kanada kavağından bahsederek öğrencilere okul bahçesinin etrafına kavak fidanları diktirmiş — yazar, bugün hâlâ zaman zaman ağaç diktiğini, bunu öğretmeninden öğrendiğini belirtir.
Yazar 3. sınıfı Mustafa Hitit öğretmeninden okumuş (o da çok iyi bir öğretmendi), 4. sınıfta tekrar Sayın Özdemir’in öğrencisi olmuştur. 4. ve 5. sınıflarda tarih şeridini çok güzel anlatmış, ilk çağdan Osmanlı tarihine kadar olayları tarih şeridine sırayla işletmiş, Matematik’te tarihle ilgili problemler çözdürüp Roma rakamlarını, Milat/Milattan Önce/Milattan Sonra kavramlarını iyice öğretmiştir — Yurttaşlık Bilgisi dersinde seçimlerin, TBMM’nin, hükümetin nasıl kurulduğunu şema ve uygulamalarla öğretmiş, böylece öğrenciler radyodaki haberleri bile anlayabilir hâle gelmiştir. Her konuda haritalar çizdirip öğrencilerin dünya üzerinde kara, deniz ve devletlerin yerini rahatlıkla bulabilmesini sağlamıştır. Uzunluk ölçülerini öğretirken her öğrenciye bir ağaç metre yaptırmış, öğrenciler evle okul arasını önce metre, sonra onar metre, sonra yüzer metre ölçerek dekametre, hektometre ve kilometre kavramlarını deneyerek öğrenmiştir — yazar bugün bile mesafeleri tahmin ederken bunu öğretmenine borçlu olduğunu söyler. “Haberleşme Ünitesi”ni öğretmek için öğrencilere PTT’yi tanıtmış, uzaktaki bir akrabaya mektup yazdırıp zarfa koydurup pul yapıştırtarak postalatmış, gelen cevapları sınıfta okutmuş; köydeki iki telefondan (ormancının ve köy korucusunun evinde) öğrencileri gruplar hâlinde götürüp telefonla konuşma deneyimi yaşatmıştır. Ayrıca tablolu uçla güzel yazı, Tahrir (anlatım) dersinde de en güzel yazıyla hikâye/olay yazdırıp değerlendirmiştir.
Yazar, birleştirilmiş sınıflı bu köy okulundan sonra Bolu Merkez’de ortaokula başladığında derslerin hiç zor gelmediğini, şehrin en iyi okullarından gelen öğrencilerden daha başarılı olduğunu anlatır — bunun nedeninin ilkokulda Sayın Özdemir ve Mustafa Hitit sayesinde iyi yetişmiş olması olduğunu belirtir; aynı yıllarda Özdemir’in okuttuğu bütün öğrenciler üst okullarda başarılı olmuş, sonraki nesiller daha da ileri gitmiştir. Yazar, Millî Eğitim Müfettişi olarak çalıştığı yıllarda, Sebenli Rıdvan Orhan‘ın (Özdemir’in Köy Enstitüsü sınıf arkadaşı) kendisine Sayın Özdemir’in Köy Enstitüsü’nü birincilikle bitirdiğini söylediğini, bunun kendisini hiç şaşırtmadığını anlatır.
Sayın Özdemir, Kızık İlkokulu’nda 1962’den 1972’ye, aralıksız on yıl çalıştıktan sonra Bolu Merkez Aşağı Soku Mahallesi’ndeki Yıldırım Beyazıt İlkokulu’na atanmış, orada müdürlük de yapmıştır; daha sonra evine yakın olan Cumhuriyet İlkokulu’nda çalışmış, oradan emekli olmuştur. Kızık Köyü’nde derin izler bıraktıktan sonra 20 Haziran 1998‘de aramızdan ayrılmıştır.
Okulda öğrettiği bir şarkıyı herkes severek söylerdi: “Bir güvercin mavi gökte süzülerek uçuyor, mini mini gagasında kim bilir neler taşıyor?” Değerli öğretmenimiz bizlere de çok şeyler taşıdı; yüzlerce öğrenci yetiştirdi, büyük bölümü lise ve üniversite okuyup iş güç sahibi oldu. Önce Kızık’tan Bolu’ya, sonra Bolu’dan gökyüzüne doğru süzülerek uçtu, uçtu ve gözden kayboldu — bir daha hiç geri gelmedi. Okuduğumuz okulun önünden her geçişte çocukluğumuzu, arkadaşlarımızı, öğretmenlerimizi ve Sayın Özdemir’i görür gibi oluyoruz. Kendisini rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. Ruhun şad olsun değerli öğretmenim.
Kaynak:
BOLU SEBEN KIZIK KÖYÜ (MEHMET ÖZÇELİK)
İstanbul – 2023