Köyümüzde İlkbahar: Ekim ve Herk

Nisan ayı içinde tarlaların sürülme “tavı” (uygun nem durumu) geldiyse tarla sürülüp buğday ekilirdi. Köyde ilkbahara “ilkyaz” denir; ilkyazda yazlık buğday ekimi yapılırdı. Yazlık buğday, köyün yerli buğdayıydı — boyu biraz kısa, başakları beyaza çalan sarı renkli, dane verimi az bir çeşitti; ama ekmeği beyaz ve lezzetli olurdu. Genellikle unu börekliğe ayrılır, bu undan börek ve lokum yapılırdı. Geç ekilmesine rağmen diğer buğdaylarla aynı zamanda olgunlaşırdı.

Tarlaya ekim sırası da belliydi: buğday öncelikle herk yapılan ya da bir yıl önce fiğ ekilmiş tarlaya ekilir; herkten sonra buğday, ikinci yıl fiğ, fiğden sonraki yıl ise o tarla tekrar herke (nadasa) bırakılırdı. Arpa genellikle eve yakın verimli tarlalara ekilir ve verimi buğdaydan fazla olurdu. Ekici, tarlasını “evlek evlek” bölerdi — bir evlek, yarım kilenin (yarımın) buğdayının atılabileceği alandı ve bir evleğe 5 kilo buğday atılırdı. Önce elle her tarafa eşit miktarda tohum serpilir, ardından karasabanla sürülürdü; sabanı öküzler çeker, öküzler acemiyse aileden biri önlerinden yürüyerek yol gösterirdi — büyük taş, ağaç ve çalıların etrafından dolanmak için öküzlerin önüne düşülürdü. Bir evlek bitince sürmeye ara verilip yeni bir evleğe tohum atılır, bu şekilde devam edilirdi; iş sabahtan akşama sürer, bitmezse saban tarlada saplı bırakılıp ertesi gün devam edilirdi.

Sürme bitince tarla “tabanlanırdı” — kalın bir ağacın ortasına bağlanan uzun bir ağaç öküzlerin boyunduruğuna takılıp tarlanın her tarafında gezdirilir, bu sayede tezekler kırılıp tohumlar toprağa gömülürdü. Tabanlama sonrası tarlaya, aşırı yağmurda suyun akıp toprağı ve ürünü selden koruması için yukarıdan aşağıya birkaç “sel çizgisi” açılırdı.

Buğdaydan sonra fiğ, fiğden sonra da arpa ekilirdi — her ürün için bir evleğe ne kadar tohum atılacağı, o işi yıllardır yapan kişi tarafından bilinirdi. Eskiden arpa yerine bazen “gernik” (diğer adıyla kaplıca buğdayı) da ekilirdi — arpaya çok benzeyen, kelle yapısı arpa gibi iki sıralı, buğdaydan biraz daha iri bir taneydi; kapçuğu olgunlaşınca hemen soyulur, hayvan yemi olarak tüketilir ya da ızza bulguru yapılırdı (normal bulgura göre biraz esmer ama daha lezzetliydi ve az yağ isterdi). Şu anda köyde gerniğin ekimi yapılmıyor, ama Mudurnu’nun bazı köylerinde hâlâ ekilip bulguru satılmaktadır.

Ekim işleri bitince herkler başlardı — nisan sonundan mayısın ikinci haftasına kadar sürerdi. Herk yapılan tarla dinlenmiş olur, ertesi yıl daha çok verim verirdi. Haziranda havalar yağmurlu giderse ve yağmur toprağa yeterince işlerse herkler bir kez daha sürülürdü — buna “ikileme” denirdi. İkileme sırasında tarlada epeyce ot bitmiş olurdu; tarla sürülünce bu otlar toprağa karışıp çürür, gübre olur, tarlanın verim gücünü biraz daha artırırdı.


Kaynak:
BOLU SEBEN KIZIK KÖYÜ (MEHMET ÖZÇELİK)
İstanbul – 2023