Güz artık kalkmış, buğday ambara veya kilere, kes ve saman da samanlığa girmiş olurdu. Bu noktada yıl boyunca ne kadar buğday, arpa ve fiğe, ne kadar saman ve kese ihtiyaç olduğunun hesabı yapılırdı. Kes ve saman yetersizse kışa bir miktar da yaprak katmak gerekirdi — genellikle meşe yaprağı, olmadığında kavak yaprağı tercih edilirdi. Oysa yaprak kesmek ve taşımak yasaktı, cezası da vardı; köylüler bunu ormancı görmeden gizlice yaparlardı. İnce ve bol yapraklı dallar seçilip kesilir, iki tekerlekli sap arabasıyla taşınırdı — genellikle Başköy ve Karapınar mevkileri tercih edilir, kimsenin tarlasından değil tamamen meradan yaprak alınırdı. Bu yapraklar samanlığın yanına yapılan bir bölmeye ya da samanın üzerine konurdu — buna “yaprak bastırmak” denirdi; kışın hayvanlara arada bir verilir, hayvanlar bunu iştahla yerdi. Çalılar da yakacak olarak değerlendirilirdi.
Ahır ve Saya Düzeni
Evlerin giriş katları genellikle ahır (dam) olarak düzenlenir; amaç örtü tasarrufu ve hayvanların ısısından faydalanmaktır — tek bir örtüyle hem ev hem dam korunmuş olurdu. Bazen ahırlar eve bitişik de yapılırdı. Ahırda büyükbaş hayvanlar (sığırlar), eşek ve at bulunur, birbirlerine zarar vermeyecek uzunlukta kalın iplerle bağlanırlardı. Önlerinde, saman ve yemlerin konduğu ağaçtan “afur” oluklar bulunurdu. Ahırın tabanı ağaç merteklerle döşeli olup aralarındaki boşluklardan hayvanların idrarı akar, taban ıslak kalmaz, koku önlenirdi. Yeni doğan buzağılar için ahırda ayrı bir bölme yapılırdı — buna “kümele” ya da “buzağılık” denirdi; buzağılar annelerini emdikten sonra bu bölmeye konurdu.
Öğleye doğru ahırdaki hayvanlar köyün en yakın veya en uygun pınarına sulanmaya götürülürdü — bir kişi hayvanları pınara götürür, bir kişi de bu sırada ahırı temizlerdi: önce dışkılar temeğin önüne toplanıp kürekle dışarı atılır, kalan ince pislikler de çalı süpürgesiyle temizlenirdi. Temek ve kapılar açık tutularak ahır havalandırılırdı. Ardından samanlıktan getirilen saman ve kaba yem afurlara konur, sudan dönen hayvanlar yerlerine bağlanırdı — hava soğuksa büyük kapı, ılıksa alaca (yarı açık) kapı kapatılırdı. Akşama doğru aynı temizlik ve besleme rutini tekrarlanır, gerekirse hayvanlar tekrar sulamaya götürülürdü — hayvan ipini çözünce dışarı çıkmak istemiyorsa susamamış demekti ve suya götürülmezdi.
Damların bitişiğinde ya da evin yakınında sayalar bulunurdu — küçükbaş hayvanların (kıl keçisi/karakeçi, tiftik keçisi, koyun) barındığı yerlerdi. Sayada önemli olan örtüsüydü: yağmur ve kar suyunun içeri girmemesi, hayvanların ıslanmaması gerekirdi; duvarların ve kapıların aralıklı olması önemli değildi, çünkü koyun soğuktan ve rüzgardan değil, yalnızca ıslanmaktan zarar görürdü.
Gübre Çekme
Güz sonunda, ahırların ve sayaların tabanında biriken gübreler, o yıl herk edilmiş ve buğday ekimi yapılacak tarlalara taşınırdı — buna “gübre çekmek” denirdi. Bu iş için iki tip araba kullanılırdı: tarla yakın ve yolu düzgünse dört tekerlekli artlı önlü araba, tarla uzak ve yolu yokuşlu/engebeliyse iki tekerlekli araba. Dört tekerlekli arabaya boyu 4-4,5 metre, eni 70-80 cm, yüksekliği 40-50 cm olan üzeri açık bir tahta sandık yerleştirilirdi; yan tahtaları çıkarılabilir olurdu. Gübre yüklenmeden önce arabanın kolay boşalabilmesi için altına kuru toprak veya kuru gübre serilir, ardından iki veya daha fazla kişi tarafından küreklerle yüklenirdi. Tepeleme dolan araba tarlaya çekilir, yan tahtalar açılarak gübre azar azar boşaltılır, bu şekilde en az 4-5 araba gübre bir tarlaya taşınmış olurdu.
İki tekerlekli arabada ise “taş evi” denilen, eni 1 metre, boyu 1,5 metre, yüksekliği 40-50 cm olan üzeri açık bir sandık kullanılırdı; bu sandık geriye doğru yatırılıp tekrar arabaya çekilebilecek şekilde monteliydi. Tarlaya varıldığında sandık geriye itilerek gübre kolayca boşaltılır, kalanı kürekle temizlenirdi. Gübrelik tamamen boşaltıldıktan sonra damın mertekleri kaldırılıp altındaki gübre de temizlenir, kırık çürük mertekler yenilenir, damlar ve sayalar gözden geçirilip kışa hazır hale getirilirdi.
Küçükbaş hayvanların sayasındaki gübre ise doğrudan toprağın üzerinde birikmiş olduğundan kazma ile kazılıp kürekle dışarı atılırdı — saya içinde hiç gübre kalmayana kadar bu iş sürdürülürdü. Dışarı çıkarılan gübre, yanına yanaştırılan araçla tarlaya taşınır, tarlalar dağıtılmayı bekleyen gübre öbekleriyle dolardı. Tarla sürülmeye başlamadan bir-iki gün önce bu gübre öbekleri tarlanın her tarafına dağıtılırdı.
Kaynak:
BOLU SEBEN KIZIK KÖYÜ (MEHMET ÖZÇELİK)
İstanbul – 2023