Köyümüze dair kuşaktan kuşağa aktarılan birkaç kısa efsane ve söylenti vardır.
Gavur
Kızıklılar köye geldiğinde burada gavurların (gayrimüslimlerin, genellikle Hıristiyanlar için kullanılan bu tabirin) yaşadığı söylenir. Gavurlarla Kızıklılar arasında bir savaş çıkmış, Kızıklılar biri hariç hepsini öldürmüş; kıyamadıkları o tek kişi Müslümanlığı kabul ederek köye karışmıştır. Köylüler bugün bile birbirlerine kızdıklarında zaman zaman “gâvurun soyu” ya da “o adam gâvurdan gelme” gibi tabirler kullanır.
Acapşar ve Güvendük
Bu efsaneyle bağlantılı bir başka söylem de şöyledir: “Gâvur dermiş ki Acapşar şarşarım olsa, Güvendik altın boyunduruğum olsa.” Buradaki “şarşar” sözü Acapşar’ın suyunu, yani pınarını kastetmektedir — yani gâvur, Acapşar’ın suyunun kendi pınarı, Güvendik’in verimli toprağının da kendi altın boyunduruğu (en değerli malı) olmasını dilemektedir. Acapşar suyunun gerçekten çok iyi, Güvendik arazisinin de çok verimli olduğu bugün de doğrulanmaktadır.
Pehlivan
Kızık Köyü’nde, Hacılar (Gönülal) sülalesinden olduğu söylenen çok namlı bir pehlivan yaşarmış. Mudurnu taraflarında yaşayan başka bir pehlivan bu ünü duyup köye gelmiş, kızıklı pehlivanla güreşmek istemiştir. Kızıklı pehlivan tarlada öküzlerle çift sürerken yanına gelen Mudurnulu pehlivan, tohum torbasının yanına oturup elini torbaya daldırmış, avucundaki buğdayları ovuşturarak una çevirirken bir yandan da kızıklı pehlivanın evini sormuştur — niyetinin güreş olduğunu anlayan kızıklı pehlivan, sabanın kulpundan tutup öküzlerle birlikte sabanın okunu havaya kaldırarak evinin yönünü göstermiş, “işte benim evim burası” diyerek bir güç gösterisinde bulunmuştur. İki pehlivan da birbirinin kolay lokma olmadığını anlamış; kızıklı pehlivan Mudurnulu arkadaşını evine götürüp o gece misafir etmiş, ertesi gün çok çetin bir güreş yapılmış ve kızıklı pehlivan bu güreşi kazanmıştır.
Avcı ve Geyik
Yaylada, Mekteplilerin değirmeninin bulunduğu yerde eskiden bir su değirmeni olduğu söylenir. Değirmende bir bekçi varmış; her akşam değirmene bir geyik gelir, bekçi bu geyiği sağarmış. Durumu fark eden kızıklı bir avcı, bir gün geyiği vurmaya karar vermiş; bekçi geyiği sağarken avcı nişan alıp ateş etmiş, geyik sıçrayıp kaybolmuş, bekçi ise “hay eli kolu yanına gelesice, ne istedin benim geyiğimden” diye söylenmiştir. O anda avcının kolları yanına düşmüş, bir daha kollarını ve ellerini hiç kullanamaz hâle gelmiştir. Bu olaydan sonra “geyiğe ateş eden onmaz” denilir olmuş; o günden bugüne kızıklılar geyik avına gitmez, geyik avının uğur getirmediğine inanılır.
Kaynak:
BOLU SEBEN KIZIK KÖYÜ (MEHMET ÖZÇELİK)
İstanbul – 2023