Kırk Yalan

Kırk Yalan denilen bu zat, Kamalar sülalesinden olup nesli tükenmiştir. Genç yaşta hanımı ölmüş, bir kız çocuğu ile kalmıştır. Köyde Karametçe diye dul bir kadın yaşar; Karametçe, Arif, Mustafa ve Abdullah Arslan’ın halalarıdır. Kırk Yalan bu kadına âşık olur ve almak için dünürler gönderir. Kadın kabul eder, fakat bir şartı olduğunu söyler: “Kızını kaybederse öyle varırım.” Kırk Yalan çok düşünür; bir tarafta alacağı kadın, diğer tarafta kızı vardır. En sonunda kızını kaybetmeye karar verir. Bir gün kızını yanına alarak bilinmeyen bir yere, muhtemelen Bolu’ya götürür ve orada bırakır. Ardından Karametçe ile evlenir.

Karametçe’nin tek akrabaları Çömezler’dir. Kırk Yalan ölünce Karametçe yeğenlerinin yanında kalır ve onların yanında ölür. Kırk Yalan’ın tarlalarının Karametçe’ye mi yoksa Kamalar’a mı kalması gerektiği konusunda Arif Arslan ile Hüseyin Kama’nın babası mahkemelik olur. Kama tarafı hâkime bir kese altın rüşvet verir, fakat mahkemeyi kaybeder; tarlalar Arif Arslan’a kalır. Arif Arslan bu mahkeme olayını ballandıra ballandıra anlatır, “Kama’ya dingilbaş kurdurdum ağnın” diye söze başlarmış.

Kaybolan kızın âkıbeti hâlâ bilinmemektedir.

 

 

Kaynak:

BOLU SEBEN KIZIK KÖYÜ (MEHMET ÖZÇELİK)

İstanbul – 2023