Ver Allahım Veeer
Havalar oldukça kurak geçer; toprağın ve buğdayların şiddetli yağmura ihtiyacı vardır. Birdenbire hava bulutlanır, yağmur yağmaya başlar. O zaman Ali Osmanlar sülalesinden birisi yaşar; adamın iki tarlası vardır — birisi Karga Pınarı’nda, diğeri Cafarın Kuytağı’nda. Adam yağmurun yağmasına çok sevinir: “Ver Allahım veeer! Cafarın Kuytağı ile Karga Pınarı’na!” diye bağırır. Yağmur gittikçe artan bir hızla ve devamlı surette yağmaya başlayınca adam söylediğine pişman olur: “Düzere veeer! Düzere veeer!” diye bağırmaya başlar (düzere ver, her tarafa eşit ver anlamındadır).
O gün bugündür, yağmur yağmaya başlayınca “Ver Allahım veer! Cafarın Kuytağı’yla Karga Pınarı’na” demek köyde adet haline gelmiştir.
Gavurun Çocuğu
Kuzey Mahalle’nin eski camisi taştan yapılmıştı; camiyi yapan ustaların Ermeni olduğu söylenir. Bu caminin yapılmasına ve masraflarına Yeni Yiğit’in (Şaban KAMA’nın babası) çok yardımı dokunur; caminin yapımında köylüler de imece usulüyle çalışır. Cami yapımı sırasında, camiye yakın evlerden Aşınmazlar’ın evinden bir kadın çocuğuyla kavga etmektedir; çocuğuna “Gavurun çocuğu!” diye bağırır. Bunu duyan Ermeni cami ustası kadına “Getir benim çocuğumu!” diye bağırır. Durumdan kadın ve Kızıklılar utanır; “gavurun çocuğu” demenin iyi bir şey olmadığını anlarlar.
Kaynak:
BOLU SEBEN KIZIK KÖYÜ (MEHMET ÖZÇELİK)
İstanbul – 2023