Göden’in evine, ilin üst düzey yöneticilerinden bir memur gelir. Yerler, içerler, sohbet ederler. Vakit oldukça ilerleyince yatma zamanı gelir. Misafir, “Göden, bana öyle bir döşek yap ki hiç osuruk değmemiş olsun” der. Göden “tamam” der. Misafir yatağın yanına varınca bakar ki yatağın içinden dışarıya doğru bir künt çıkmış (künt: eskiden ağaçların ortası delinerek oluşturulan su borusuna denirmiş). Misafir sorar: “Göden, bu ne vaziyet, yatağın içinde bu küntün ne işi var?” Göden cevap verir: “Sen kıçını bu küntün ağzına dayıyacaksın, osuruk yatağa değmeden dışarıya çıkacak. Senden sonra osuruk değmedik yatak isteyen bir misafirim gelirse ben zorluk çekmem.” Misafir ne dediğinin farkına varır ve Göden’in kıvrak zekâsına hayran kalır.
Kaynak:
BOLU SEBEN KIZIK KÖYÜ (MEHMET ÖZÇELİK)
İstanbul – 2023