Kızık Köyü’nün Ören Mahallesi’nde ikamet etmiştir. Sefer Yörükoğlu’nun babası Mustafa Yörükoğlu’nun bugünkü evinin sahibiydi. İri yarı, deli dolu bir adamdı. Gökyüzüne bakarak yürüdüğü zaman son derece kızgın olduğu anlaşılırdı; o zaman kimse yanına yaklaşmaya cesaret edemezdi.
Balkan Savaşları’na katılır, Sırplara esir düşer. Uzun yıllar esirlik hayatı yaşadıktan sonra serbest bırakılarak köyüne döner. Esirlik döneminde çok çile çekmiştir; Sırp ve Karadağlılardan öfkeyle bahsederdi, bir gün mutlaka intikamını alacağını söylerdi. Başta Sırpça olmak üzere birkaç yabancı dil bildiği söylenir; Göden’in radyosunu dinlerken yabancı şarkı ve konuşmaları tercüme ederdi.
1940’lı yıllarda ölmüştür. Geride bir tek hasta kızı kalmıştır.
Gökçelerin Köra’nın Vurulması
Emin Çavuşun Dela’nın bir tek biraderi vardır. Hanımı da Topalların kızı Emine’dir. Dela’nın biraderi ölünce karısı Emine’yi Gökçelerin Köra Hasan Tokuşoğlu alır. Dela askerden gelince durumu öğrenir; yengesini Köra’ya Göden’in ayarttığını düşünür, Köra’ya ve Göden’e için için kin biler. Tabancasını doldurur, Göden’in evine gider; kapıdan girer girmez Köra ile Göden’i karşısında bulur. Köra’ya sıkar, kurşun gözünden girip kulağının yanında derinin altında kalır. Göden’e sıkar, tabanca ateş almaz. Bu kargaşaya köylüler koşup toplanmaya başlayınca Dela kaçar; Göden şans eseri kurtulur. Bu kurşun, Hasan Tokuşoğlu’nun kulağının altında derinin içinde ölünceye kadar orada kaldı.
Bolu’dan Köye Yolculuk
Dela, Efe (Mücahit Akman’ın babası Hasan Akman) ve Osman Kayış (Hasan ve Mustafa Kayış’ın babaları) birlikte Bolu’dan köye gitmek için yola çıkarlar. Sebenardı’na gelirler; orada Dela’nın bir arkadaşı vardır, hep birlikte oraya giderler. Daha eve girmeden Dela arkadaşına yüksek sesle birkaç defa bağırır, arkadaşı kapıya çıkar. Üç arkadaş misafir olurlar, karınlarını doyurup yola çıkarlar.
Dela’nın bağırması ve yemek yemesi Efe’nin tuhafına gitmiştir. Buzluk Köprüsü’nü geçip Kuzgölcük’ün aşağı mahallesine doğru gelirken Efe ile Osman Kayış arkada kalırlar, Dela önden gitmektedir. Efe Dela’yı çekiştirmeye başlar: “Arkadaşına ne biçim bağırıyor! Ne kadar çirkin yemek yiyor, üç dört lokmayı bir defada ağzına alıyor, ağzını şapır şupur ettiriyor. Bununla yola gidilmez, adamı mahcup ediyor.” diye ileri geri konuşur. Bu konuşmaların hepsini Dela duyar.
Dela’nın bu şakası yoktur. Biraz bekler, Efe yanına gelince kolundan tutar; güçlü kuvvetlidir, Efe’yi yatırıp altına alır. Bıçağını kınından çıkarır: “Niye benim lafımı ediyorsun?” diye bağırır çağırır, küfürler eder. Bıçağı efenin boynuna sürtmeye başlar, birkaç da çizik atmıştır. Zavallı Efe yalvarmanın bini bir para: “Oh Hüseyin Ağa, ben ettim, sen etme, bir daha demeyeceğim.” Yalvar yakar, Dela her ne hikmetse Efe’yi bağışlar. Efe hem büyük hem küçük tuvaletini altına yapmıştır, canını kurtardığına bin şükür eder.
Kaynak:
BOLU SEBEN KIZIK KÖYÜ (MEHMET ÖZÇELİK)
İstanbul – 2023