Yayla Camimiz, Rumi 1270, Miladi 1854 yılında yapılmıştır. Caminin yapılış tarihi, kıble tarafındaki bir ağaca balta ile kertilerek yazılmıştır. Cami, çatısı da dahil olmak üzere dipten doruğa kadar tamamen ağaçtan yapılmıştır; örtüsü nacak tahtasındandı, bu örtü sonradan tamir edilip yerli oluk kara kiremitle örtülmüştür. Temeldeki ağaçlar kalın, üste doğru çıkıldıkça incelmektedir; hemen hepsi buruk ağaçtan seçilmiştir — çabuk çürümemeleri için ağaçların buruk (lifleri burulmuş) olmasına özellikle dikkat edilmiştir. Ağaçlar Emen Yaylası’nın kuzey tarafından kesilip getirilmiş, caminin yapımında baltadan başka bir alet kullanılmamıştır.
Minare, şerefesi içinde kalacak şekilde petekliğe kadar tahtayla kaplanarak kule şeklinde yapılmıştır; imamın ezan okurken etrafı görmesi ve sesini duyurması için ağız hizasına gelecek yükseklikte mazgal delikleri açılmıştır. Minare, beş-altı metre yüksekliğinde, kısa bir minaredir. Caminin çatısı ve minaresi birkaç yıl önce çinkoyla kaplanmış, içi lambiri ile döşenmiştir. Minberi, Bozulun’un Güney Mahalle camisinden getirilip konmuştur. 1960’lı yılların başında etrafı daraba ile çevrilmiştir.
Ezan Taşı
Caminin kuzeybatı tarafında, 60-70 cm çapında, iki metreye yakın yükseklikte, altı ve üstü biraz daha geniş yapılmış yuvarlak bir taş vardır — buna “Ezan Taşı” denir. Güney tarafında üç tane mermi izi bulunmaktadır; Kurtuluş Savaşı sırasında asker kaçaklarının bu taşı nişan hedefi yaptıkları, bu izlerin o zamandan kaldığı söylenir.
Bu taşı, Maymun Tepesi’nin güneyinden, Aladağ Çayı’ndan mandalarla “Hafız”ın getirdiği bilinmektedir (Hafız — soyadı AKMAN olanların atası, İlyas ve Efe’nin babası, Eyüp Akman’ın babası — Kuzey Mahalle’den Hasmillerden olup Güney Mahalle’ye Hasancalara damat girmiştir). Taşın Romalılardan kaldığı anlaşılmaktadır; üzerinde Yunan alfabesiyle yazılmış yazılar vardır. Bu yazılar okutulduğunda, taşın bir mezar taşı olduğu ve bir kralın kızına ait olduğunu ifade ettiği söylenmektedir. Maymun Tepesi’nin yanında ve yaylanın muhtelif yerlerinde Romalılara ait birçok kalıntının varlığı bilinmekte olup bu kalıntıların tümü araştırmaya muhtaçtır.
Kaynak:
BOLU SEBEN KIZIK KÖYÜ (MEHMET ÖZÇELİK)
İstanbul – 2023