Köylüler tarlalarında buğday, arpa, kapluca ve kimi meyveler yetiştirmekteydi; bunlar vergiye tabi ürünlerdi. Muhtemelen sınırlı miktarda da olsa vergiye tabi olmayan başka tahıl ve sebze çeşitleri de üretiliyordu. Her köyde olduğu gibi Kızık’ta da en fazla üretilen tahıl buğdaydı. Ağırlıklı olarak hayvan yemi olarak kullanılan, insanların da zor zamanlarda tükettiği arpa ise en çok üretilen ikinci üründü. Kapluca ise aslında bir çeşit buğdaydır, günümüzde Seben’de “iza buğdayı” (Triticum monococcum) olarak anılır; köydeki adı “Gernik”tir ve 1960’lı yıllara kadar ekimi yapılmıştır.
1844 Temettuat defterlerine (vergi kayıtlarına) göre köyde üretilen ürün çeşitleri ve miktarları:
- Buğday (Kile): öşür vergisi alınan miktar 75, toplam üretim (yaklaşık %10) 750, toplam üretim 19.200 kg
- Arpa (Kile): öşür vergisi alınan miktar 44, toplam üretim 440, toplam üretim 11.264 kg
- Kapluca (Kile): öşür vergisi alınan miktar 36, toplam üretim 360, toplam üretim 9.216 kg
- Armut (Kıyye): öşür vergisi alınan miktar 91, toplam üretim 900, toplam üretim 1.155 kg
- Diğer meyveler (Kıyye): öşür vergisi alınan miktar 125, toplam üretim 1250, toplam üretim 1.603 kg
Devletin vergi aldığı meyveler sayıca fazla olmakla birlikte, defterde yalnızca armudun kaydı yer almakta, diğerleri için “sâire” ifadesi kullanılmaktadır. Kızık’ta armut çok eskiden beri üretilen bir meyve çeşidiydi; köyün kadim armutları Abbâsî armudu, Bey armudu (Mustafa Bey armudu) ve Hacı Mahmut gibi türlerdi. Temettuat kayıtlarında sözü edilen armudun Abbâsî armudu olduğu tahmin edilmektedir — bu armut 20. yüzyılın başlarında köye giden herkesin dikkatini çekecek kadar meşhurdu. Kızıklılar 20. yüzyılın son çeyreğine kadar en azından köy halkının ihtiyacını giderecek düzeyde Abbâsî armudu yetiştirmeye devam etti, ancak yüzyılın sonuna doğru ağaç sayısı iyice azaldı. Köyden Şefik Ay, oldukça sulu ve lezzetli olan bu armudun üretimini artırmak için evinin yakınındaki tarlasına 200’e yakın Abbâsî armudu yetiştirdi ve ticaretini yapmaya başladı; bu armudu “Kızık Armudu” olarak tescillemeye çalışmaktadır.
Tahıl, modern öncesi dönemde kırsal bölgelerin en temel besin kaynağıydı. Bir insanın günlük kalori ihtiyacına göre yıllık tahıl (buğday, arpa, kapluca, mısır vb.) gereksinimi 180-270 kg aralığındadır. Bir yılda üretilen buğday, arpa ve kapluca toplamının 39.680 kg olduğu ve köy nüfusunun 700 kabul edildiği hesaplandığında, kişi başına düşen yıllık tahıl miktarının 56 kg gibi oldukça düşük bir seviyede kaldığı görülmektedir. Dağ köylerinde kalorinin büyük kısmının tahıldan karşılandığı varsayımıyla (2/3 oranında) ihtiyaç 153 kg civarına çekilse bile, bu rakam yine ortalamanın altındadır. Bu durum köyde belirgin bir kıtlık olduğu anlamına gelmez; yetersizlik hem toprağın verimiyle hem de köylülerin farklı meslek dallarında çalışıp eksik tahılı satın alarak kapatmasıyla ilişkilidir.
1844 vergi kayıtlarına göre köydeki hayvan sayıları:
- Sağman kara sığır: 77, Kara sığır öküzü: 101, Kara sığır düğesi: 4, Kara sığır danası: 4
- Erkek dana: 33, Dişi düğe: 20, Erkek buzağı: 19, Dişi buzağı: 20
- Sağman keçi: 465, Erkek keçi: 109, Dişi keçi: 130, Erkek oğlak: 158, Dişi oğlak: 173
- Sağman koyun: 68, Erkek koyun: 9, Dişi koyun: 9, Erkek kuzu: 7, Dişi kuzu: 15
- Katır: 42, Bargir (beygir): 25, Dişi tay: 6, Merkep: 12, Kısrak: 2


Kızık dağ köyü olduğundan zirai üretim yanında hayvancılık da halkın beslenmesinde önemli bir yer tutuyordu. Zirai faaliyetler hayvan gücüyle yürütüldüğünden köyde 101 öküz vardı; üç hanenin dörder, iki hanenin üçer, 40 hanenin ikişer, bir hanenin bir öküzü bulunuyor, geri kalan 29 hane ise öküz sahibi değildi — yani yaklaşık 45 hane öküz yardımıyla zirai üretim yapabiliyordu. Erkek sığır sayısı 157’ye, dişi sığır sayısı 121’e ulaşırken, bunların yalnızca 77’si sağılabilen cinstendi; sağman kara sığır hane başına neredeyse bir tane düşecek kadar sınırlıydı.
Kızık köyü küçükbaş hayvancılığıyla meşhurdu; köylüler birçok ihtiyacını yetiştirdikleri keçi ve koyunlar yoluyla karşılıyordu. Bu hayvanlar süt ve süt ürünleri yanında, yünleriyle de köylünün giyecek ve kullanım eşyası ihtiyaçlarını gideriyordu. Köylüler kış aylarında dokuma tezgâhlarında iç giyim dahil kumaşların önemli bir kısmını üretiyor; evin iç mefruşatının bir kısmını, çuval ve heybe gibi kullanım eşyalarını da davar kılından imal ediyordu.

Örgü için gerekli iplikler de köylüler tarafından üretilirdi, bu yüzden her ailenin en az bir çıkrığı bulunurdu — bu alışkanlıklar 20. yüzyılın üçüncü çeyreğinde bile bir ölçüde sürdürülmüştür. Köyde 1844’te, çoğu keçi olmak üzere 1.145 küçükbaş hayvan besleniyordu; bu sayı zamanla artmış, 20. yüzyılın son çeyreğine girerken birkaç bini bulmuştur. 1970’li yılların sonlarından itibaren ticari amaçlı tavuk üretimine başlanmış, kümes sayısı giderek artmıştır. 2017 sonu itibarıyla köyde 400 civarında büyükbaş hayvan ve 13.000 civarında kanatlı beslenmektedir.
Kaynak:
BOLU SEBEN KIZIK KÖYÜ (MEHMET ÖZÇELİK)
İstanbul – 2023