
Kızık, Oğuz Türklerinin Bozoklar Kolu’nun Yıldız Han Oğulları boyundandır. 1071 Malazgirt Savaşı sonrası Anadolu’nun kapıları Türk boylarına açıldıktan sonra Anadolu’ya gelip yerleşmeye başlayan boylardan biri de Kızık Boyu’dur. Kızık Boyu Anadolu’ya iki koldan gelmiştir: I. kol önce Azerbaycan’ın Gence vilayeti, Kars, Erzurum, Erzincan, Sivas, Kayseri üzerinden Ankara ve batı illerine; II. kol ise Kuzey İran, Irak, Suriye (Halep, Gaziantep) üzerinden kuzey ve batıya yönelmiştir. Azerbaycan radyo-televizyonlarının dilinin köy halkınca rahatlıkla anlaşılabilmesi, köyün Azerbaycan Gence vilayetinden geldiği iddiasını güçlendirmektedir; yine de bu bir araştırma konusudur. Kızıklılar diğer Türk boyları gibi hayvancılıkla geçinirdi; Anadolu’ya geldikten sonra bir kısmı yerleşik düzene geçmiş, bir kısmı göçebe (Yörük), bir kısmı da yarı göçebe olarak yaşamıştır. Köy, yazın yayla kışın köy yaşantısı sürdüren yarı göçebe bir yaşam sürmüş, günümüzde bu yaşam biçimi büyük ölçüde ortadan kalkmıştır.
Kızık Köyü, Azerbaycan üzerinden mi yoksa Halep-Gaziantep üzerinden mi geldiği kesin bilinmemekle birlikte, Ankara’nın Nallıhan İlçesi’ne yerleşip orada uzun yıllar kalmıştır. Nallıhan’ın Hıdırlar (Ayman) Köyü ile Davutoğlan Köyü arasındaki geniş bir araziye kurulmuş olup bu bölge hâlâ “Kızık Yurdu” veya “Kümbet Kırı” olarak anılmaktadır; buradaki ev yerleri, cami yeri ve mezarlıklar bunun kanıtıdır. Bu göç hareketinin büyük ihtimalle 15. yüzyıl içinde gerçekleştiği tahmin edilmektedir. Göç sırasında bir kısım Kızıklılar Seben Çeltikdere yakınlarından doğuya ilerleyerek Kıbrısçık Kızık Köyü’nü kurmuş, geri kalanlar ise bugünkü yerine yerleşmiştir.
Köyün yerleşimi tek seferde değil, uzun bir süreçte gerçekleşmiştir: önce Güney Mahalle 12 hane olarak gelip yerleşmiş, ardından Kuz Mahalle, en son da Karaağaç Mahallesi gelip yerleşmiştir. Rivayete göre yeni gelenler “nereye yerleşelim” diye sorduklarında, önceden gelenler onları büyük bir meşe ağacının (“Er Meşe”) yanına yönlendirmiştir.
Kızık Köyü’nün Nallıhan’dan neden göçtüğüne dair birkaç rivayet vardır:
- 1402’de Timur ile Yıldırım Bayezid arasındaki Ankara Savaşı sonrası Timur istilasından korkup kaçılması,
- 12 yıl süren bir kuraklığın yaşanması ve halkın açlık ile vergi ödeyememe tehlikesiyle karşı karşıya kalması,
- Köye gelen bir vergi memurunun ağırlandığı evde yaşanan bir saygısızlık olayı sonrası vergilerin artırılması ve halkın bunu ödeyemez duruma düşmesi,
- Fatih Sultan Mehmet’in iskân politikaları çerçevesinde bazı Türk boylarının ülke içinde farklı bölgelere dağıtılması.

Bu rivayetler arasında en güçlü ve mantıklı bulunanı 12 yıl süren kuraklıktır: dönemin ekonomisi tamamen tarla ziraatine dayandığından, kuraklık nedeniyle ürün alamayan ve artan vergileri ödeyemeyen köylülerin göç etmek zorunda kaldığı değerlendirilmektedir. Timur istilası rivayeti ise, bölgedeki diğer Oğuz boylarının (Eymür, Beydili, Ayman köyleri) aynı dönemde yerlerinde kalmaya devam etmiş olması nedeniyle pek inandırıcı bulunmamaktadır.
Köyün tarihinde iki önemli afet de kayıtlara geçmiştir: 1811 yılında (II. Mahmut zamanında) Kızık Yaylası’nda büyük bir veba salgını yaşanmış, ölü sayısının fazlalığı nedeniyle bu döneme “çarık çıkartmaz hastalığı” denmiştir — tarihi kayıtlar aynı yıllarda Osmanlı genelinde de veba salgını olduğunu doğrulamaktadır. Ayrıca 19. yüzyılın sonlarında birkaç kez çekirge istilası yaşanmış, çekirge sürüleri tarlaları tamamen talan etmiş, halk bu sürülerle mücadele etmek için yayla çayının kenarlarına hendekler kazmıştır; bu istilalar bazı yıllar kuraklığa da yol açmıştır.
Kaynak:
BOLU SEBEN KIZIK KÖYÜ (MEHMET ÖZÇELİK)
Istanbul – 2023
Kaynak: Prof. Dr. Yaşar Kalafat, Oğuz Boylarından Kızıklılar ve Halk İnançları