Ekim ayının ortalarında koça gelen koyunlar, mart ayının ortasından itibaren kuzulamaya başlardı. Doğan kuzular alınıp anneleriyle ayrı yerlere konur, sabah ve akşamüzeri bir araya getirilip annelerini emmeleri ve karınlarını doyurmaları sağlanırdı. Annesi ölen kuzular, kuzusu ölen koyunlara alıştırılıp onlara emzirilirdi — kuzusu ölen koyuna “oğursak” denirdi. Koyunların kuzulaması ve bu kuzulara bakılması işine “döl alma” denirdi.
Mart ortasında başlayan döl alma, nisan ortasında sona erer ve koyunlar kuzularıyla birlikte yaylaya çıkarılırdı. Yaylaya otlaya otlaya, yavaş yavaş gidilir; sabah başlayan bu yolculuk akşama kadar sürerdi. Koyunu çok olan ya da mesleği çobanlık olan kişiler, aylık kira karşılığında diğer köylülerin koyunlarını da toplayıp güderdi; kendi koyunlarıyla yaylaya çıkanlar da hayvanlarını bu sürü sahiplerine katardı. Koyunlar yaylaya nisan ayının başında çıkarılırdı.
Köyde ayrıca eksiltme ihalesiyle bir sığırtmaç (sığır çobanı) tutulurdu — sığırtmaç, köylünün yaylada geçirdiği süre boyunca sığır başına belirlenen bir ücretle sığırları güderdi. Aynı şekilde bir öküzcü de tutulur, o da öküz başına ücret alarak öküzleri Karakirse mevkiinde güderdi.
Kaynak:
BOLU SEBEN KIZIK KÖYÜ (MEHMET ÖZÇELİK)
İstanbul – 2023