Keş’in Unutkanlık Anıları

Adı Mustafa Çakır, Süleyman Çakır’ın kardeşi. Kızık Köyü’nden kalkıp Bolu’nun Mesciler Köyü’ne yerleşmiştir; köyden ilk göç edenlerdendir. Kısa boylu, hoş sohbet bir kişiydi. Unutkanlığı ile anılır; unutkanlığı Kızık köyünde dilden dile dolaştığı ve her unutma olayında hatırlanıp anıldığı gibi, gittiği Mesciler Köyü’nde de aynı şekilde unutkanlığı ile anılmıştır.

Tuz Yerine Keş

Küçükken değirmende çıraklık yapar. Öğle vakti gelir, ustası “Mustafa, bir makarna yap da yiyelim” der. Mustafa makarnayı yapar. Tuz torbası ile keş torbası yan yanadır. Kızık usulü yapılan makarnada tencereden kevgirle makarna alınır, çanağa dökülür, üzerine keş sepelenir; bu işlem sırayla devam eder. Mustafa bir sıra makarna döker, hiç bakmadan elini tuz torbasına uzatıp bir avuç tuz alır, keş sepelediğini sanarak makarnaya döker. Makarna bitene kadar böyle devam eder.

Yemek hazırdır, ustasını çağırır. Usta değirmendeki misafirleri de çağırır, hep birlikte sofraya otururlar. Bir kaşık makarna alan bir daha almaz. Kendisi de bir kaşık alır, tuzdan yiyemez; keş yerine tuz döktüğünün farkına varır. Ustası “Ne yaptın Mustafa! Bu nasıl makarna!” diye bağırır. Mustafa “Ustam, tuz yerine keş katmışım” der. Ustası “Bundan sonra senin adın Keş olsun” der. Mustafa’nın adı unutulmuştur artık, herkes Keş der.

Kayıp Balta

Keş bir gün dağa odun yapmaya gider, baltayı kaybeder. Günün büyük bölümünü balta aramakla geçirir, artık baltanın saklandığını veya çalındığını düşünmeye başlar. Dağda yakınında çalışanların yanına gitmeye karar verir. “Arkadaş, benim baltam kayboldu, gördüysen ya da sakladıysan bana söyle, sabahtan beri hiçbir iş yapamadım” der. Arkadaşı alaylı alaylı gülerek “Ya Mustafa, madem baltan kayboldu, peki kolundaki ne?” diye sorar. Keş bakar ki balta kolunda takılı vaziyette, farkında bile değildir. “Vay benim keş kafam vay!” diye söylenip utanarak oradan uzaklaşır.

Yanan Ceket

Keş bir gün tarlasının çalılarını ayıklamaya gider. Bütün çalıları tarlanın ortasına toplar, terlemiştir; ceketini çıkarıp çalıların üzerine koyar. Biraz dinlendikten sonra çalıları yakar, ateşin karşısına geçip yorgunluğunu çıkarır. Ateşin tesiri geçince üşümeye başlar, ceketini giymeye karar verir, bakar ki ortada ceket yok. Tarlanın her tarafını didik didik arar, bulamaz. Eve gider, hanımına sorar: “Ben tarlaya giderken sırtımda ceketim var mıydı?” Hanımı “Herif, sen ceketini giyip gittin, git oraları biraz daha ara” der. Keş tekrar arar, nafile. Yaktığı ateşin küllerinin başına oturur, can sıkıntısıyla elindeki sopayla külleri karıştırırken ceketin yanmayan yen parçaları ortaya çıkar. Ceketi yaktığının farkına varmıştır; unutkanlık yüzünden ceketini de kaybetmiştir.

Ekili Tarla

Keş ilkbaharda tarlaya fiğ ekmeye gider, bakar ki tarlaya buğday ekilmiş. Kızmaya başlar, kendi kendine “Benim tarlamı ekmişler, benden izinsiz kim ekti acaba bu tarlayı” diye söylenir. Eve gelir, durumu hanımına anlatır: “Tarlaya gittim, benden izinsiz ekmişler.” Hanımı durumun farkına varır: “Herif, bu tarlayı sen güz sonu ektin, ben de sana yardım ettim” der, kocasına beraber ektiklerini hatırlatır. Keş bu tarlayı tekrar ekmek için boşuna gittiğinin farkına varır.

Odun Boşaltma

Keş’in unutkanlıkları gittiği Mesciler Köyü’nde de devam eder. Dağdan bir öküz arabası odun getirmiştir, odunları evinin önüne getirip boşaltmaya başlar. Büyük bir emekle arabanın tamamını boşaltır. Eve doğru yürürken komşu büyük bir memnuniyetle kapıya çıkar, Keş’i içeriye davet eder: “Allah razı olsun senden! Çok makbule geçti, hiç odunum yoktu” deyince Keş yaptığı yanlışın farkına varır. Odunları tekrar arabasına yükleyip evine götürür.

Bunlar Keş’in başından geçen belli başlı olaylardır. Keş’in daha yüzlerce unutkanlık olayının olduğu bilinir ve anlatılır.

 

 

Kaynak:

BOLU SEBEN KIZIK KÖYÜ (MEHMET ÖZÇELİK)

İstanbul – 2023